top of page
  • Instagram
  • LinkedIn
  • YouTube
  • 040b2b_ea491279772b40e59c1f037380cc484f~mv2_edited_edited

Arama Sonuçları

Boş arama ile 190 sonuç bulundu

  • TM TechMakale

    Platformumuz, yabancı dillerde veya ağır Türkçe ile yazılmış makaleleri, herkesin anlayabileceği sade bir dille sunarak, Türk gençliğine teknolojinin ve bilimin önemini anlatmayı amaçlar. Sağlık, eğitim, medya, sanat, çevre ve ekonomi gibi farklı alanlarda teknolojinin etkilerini derinlemesine inceler ve bu bilgileri geniş bir okuyucu kitlesiyle paylaşır. TechMakale, Türkiye'de makale okuma ve yazma kültürünü geliştirmek ve bu alanda bir fark yaratmak için çabalar. HOŞGELDİNİZ TechMakale olarak gençlerin bilgiye erişimini ve teknoloji hakkındaki ilgilerini artırmayı hedefliyoruz... MAKALELER DERGİMİZ VİDEOLAR TechMakale Güncel Teknoloji Hakkında Bilmen Gereken Her Şey... Teknoloji ve Dil 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Daha Fazla Son gelişmelerden haberdar olmak için abone ol! Email Gönder Teknoloji ve Sağlık 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Daha Fazla Teknoloji ve Eğitim 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Roboti̇k Eği̇ti̇mleri̇ni̇n Rolü Daha Fazla Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha fazla Sosyal Medyada Güncellemeler Bize katıl ve bizi takip et!

  • Takımımız | TechMakale

    Ekibimiz, platformumuzun günlük işlerini ve içerik akışını yöneten, aynı zamanda bu işe gönül vermiş bir grup arkadaştan oluşuyor. Her biri, öğrencilere ve gençlere ilham veren içerikler sunma konusunda büyük bir tutkuyla hareket ediyor. Ekibimiz, platformumuzu her gün biraz daha iyi hale getirmek için sürekli olarak yeni fikirler üretiyor ve bu fikirleri hayata geçiriyor. Yönetim Ekibi Tech Makale'nin yönetim ekibi, platformumuzun günlük işlerini ve içerik akışını yöneten, aynı zamanda bu işe gönül vermiş bir grup arkadaştan oluşuyor. Her biri, öğrencilere ve gençlere ilham veren içerikler sunma konusunda büyük bir tutkuyla hareket ediyor. Ekibimiz, platformumuzu her gün biraz daha iyi hale getirmek için sürekli olarak yeni fikirler üretiyor ve bu fikirleri hayata geçiriyor. Asiye Baran Kurucu Merve Baran Baş Editör Gamze Değirmen İletişim Sorumlu Yöneticisi Azra Yaman Sosyal Medya Takımı Yöneticisi Kategori Sorumlu Yöneticileri Oku. Üret. Yönet. Tech Makale'de her kategori bir sorumlu yönetici tarafından yönetilir. Bu yöneticiler, en güncel ve ilgi çekici içerikleri sizlere sunmak için çalışırlar. Her biri, içerik kalitesini en üst düzeye çıkarmayı ve okuyucularımızın en iyi bilgilere kolayca erişebilmelerini sağlamayı hedefler. Teknoloji ve Eğitim Sorumlu Yöneticisi Nisa Nur Taş Teknoloji ve Sağlık Sorumlu Yöneticisi Neris Öncü Teknoloji ve Sanat Sorumlu Yöneticisi Zeynep Met Teknoloji ve Ekonomi/Finans Sorumlu Yöneticisi Nursima Çalış Teknoloji ve Dil Sorumlu Yöneticisi Merve Baran Teknoloji ve Medya Sorumlu Yöneticisi Gamze Değirmen Teknoloji ve Çevre/Sürdürülebilirlik Sorumlu Yöneticisi Tuğçe Vural

  • Sürdürülebilir Teknoloji Benimsemesini Teşvik Etme Stratejileri | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Sürdürülebilir Teknoloji Benimsemesini Teşvik Etme Stratejileri 22.06.24 Yazar: Tuğçe Vural Bu makalede, sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesini teşvik eden stratejiler incelenmiş ve farkındalık, teşvik programları, AR-GE faaliyetleriagibi çeşitli yöntemler ele alınmıştır. Sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılmasının çevresel, ekonomik ve sosyal faydalar sağladığı vurgulanmıştır. Sürdürülebilir teknolojiler, çevresel etkileri azaltarak ve doğal kaynakları koruyarak ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyen yenilikçi çözümler sunmaktadırlar. Bu teknolojilerin yaygınlaştırılması, sürdürülebilir bir gelecek için hayati bir öneme sahiptir. Bu makalede, sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesini teşvik eden stratejiler incelenmiştir. Makalenin amacı ise sürdürülebilir teknolojilere geçişi hızlandırmak için etkili yöntemler ve uygulamaları okuyuculara sunmaktır. Sürdürülebilir teknolojiler, enerji üretiminden atık yönetimine, su arıtımından tarım uygulamalarına kadar geniş bir alanda çevresel etkileri minimize eden çözümler sunmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği teknolojileri, akıllı şebekeler ve döngüsel ekonomi uygulamaları, sürdürülebilir teknolojilerin başlıca örneklerindendir. Sürdürülebilir teknoloji benimseme stratejileri hakkında yapılan araştırmalar, çeşitli teşviklerin ve bilinçlendirme programlarının etkili olduğunu göstermektedir. Örneğin, yenilenebilir enerji projeleri ile elektrikli araç kullanımını artırmaya yönelik çalışmalar bu alana önemli katkılar sunmuştur. Geels (2002) ve Hekkert & Negro (2009), sürdürülebilir teknolojilerin kabul edilmesi için, çeşitli katmanlara yayılan ve işlevsellik içeren yaklaşımlar önermektedirler. Geels (2002), teknolojik geçiş süreçlerini inceleyerek, yeniliklerin yaygınlaşmasında çok katmanlı bir perspektif önermiştir. Hekkert ve Negro (2009), yenilik sistemlerinin işlevlerini analiz etmiş ve sürdürülebilir teknolojik değişimi anlamada önemli bir çerçeve sunmuşlardır. Porter ve Van der Linde (1995), çevreyle rekabet arasındaki ilişkiyi yeni bir açıdan ele almış ve yeni bir yaklaşım geliştirmişlerdir. Jänicke (2008), ekolojik modernizasyon kavramını geliştirerek, çevresel politikaların ve ekonomik kalkınmanın birlikte ele alınması gerekliliğini vurgulamaktadır. Rennings (2000), eko-inovasyon araştırmalarının sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesindeki rolü ile ekolojik ekonominin katkılarını incelemiştir. Bu makale, literatür taraması ve mevcut araştırmaların analizine dayanmaktadır. Çeşitli akademik kaynaklar, raporlar incelenmiş, sürdürülebilir teknoloji benimseme stratejileri değerlendirilmiştir. Ayrıca, farklı ülkelerden ve sektörlerden örnekler alınarak, çeşitli uygulamaların etkinliği de incelenmiştir. Sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesini teşvik eden başlıca stratejiler şu şekilde sıralanabilir: 1. Farkındalık ve Eğitim: Toplumun bilinç düzeyini artırmak amacıyla eğitim programları ve farkındalık kampanyaları düzenlenmelidir. Eğitim kurumlarında sürdürülebilirlik derslerinin müfredata eklenmesi, genç nesillerin bu konudaki bilinç düzeyini artıracaktır. Medya ve sosyal medya platformları üzerinden sürdürülebilir teknolojilerin tanıtımı da önemli bir farkındalık stratejisi oluşturacaktır. 2. Teşvik ve Destek Programları: Mali teşvikler ve destek programları, bireylerin ve işletmelerin sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapmalarını kolaylaştırmaktadır. Vergi indirimleri, sübvansiyonlar ve düşük faizli krediler gibi finansal teşvikler, bu teknolojilere geçişi hızlandıracaktır. Örneğin, yenilenebilir enerji sistemleri kuran ev sahiplerine vergi indirimi sağlanması ya da elektrikli araç satın alanlara devlet desteği verilmesi gibi uygulamalar bu bağlamda değerlendirilebilir. 3. Araştırma ve Geliştirme (AR-GE): Yenilikçi çözümler geliştirmek için AR-GE faaliyetlerine yatırım yapılmalıdır. Üniversiteler, araştırma enstitüleri ve özel sektör iş birliği ile sürdürülebilir teknolojilerde yenilikçi çözümler geliştirilmelidirler. Bu sayede, daha verimli, maliyeti etkin ve kullanıcı dostu teknolojiler ortaya çıkacaktır ve benimsenmelerini kolaylaşacaktır. 4. Altyapı Geliştirme: Gerekli altyapının sağlanması, sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaşmasını desteklemektedir. Örneğin, elektrikli araçların kullanımını artırmak amacıyla şarj istasyonlarının sayısının artırılması gerekmektedir. Aynı şekilde, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu için akıllı şebeke sistemlerinin kurulması da gereklidir. 5. Kamu ve Özel Sektör İş birliği: Ortak projeler ve iş birlikleri teşvik edilmelidirler. Kamu kurumları ve özel şirketler, ortak projeler geliştirerek bu alanda birlikte çalışmalıdırlar. Örneğin, belediyeler ile özel enerji şirketleri arasında yenilenebilir enerji projeleri geliştirilebilir. 6. Yasal Düzenlemeler ve Standartlar: Sürdürülebilir uygulamaları teşvik eden yasal düzenlemeler oluşturulmalıdır. Çevreye zararlı uygulamaları sınırlandıran ve sürdürülebilir teknolojilerin kullanımını zorunlu kılan yasalar, bu alandaki ilerlemeyi hızlandıracaktır. Ayrıca, sürdürülebilirlik standartlarının belirlenmesi ile bu standartlara uyumun teşvik edilmesi de önemlidir. 7. Topluluk Katılımı ve Paydaşlar: Yerel topluluklar ile paydaşlar sürece aktif olarak dahil edilmelidirler. Topluluk katılımı projelerin başarısını artıracaktır ve toplumun genelinde sürdürülebilirlik bilincini de güçlendirecektir. 8. İyi Uygulama Örneklerinin Paylaşımı: Başarılı projelerin örnek teşkil etmesi için bilgi ve deneyimlerinin paylaşımı yapılmalıdır. Bu kapsamda, konferanslar, çalıştaylar ve yayınlar aracılığı ile bilgi ve deneyim paylaşımı yapılmalıdır. Araştırma bulguları, sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesinde farkındalık, teşvik ve altyapı gibi faktörlerin kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri, bireylerin ve işletmelerin bu teknolojilere olan ilgisini artırmaktadır. Finansal teşvikler ve destek programları, yatırım kararlarını olumlu yönde etkilemektedirler. AR-GE faaliyetlerine yapılan yatırımlar ile yenilikçi ve kullanıcı dostu teknolojilerin geliştirilmesine katkıda bulunulmaktadır. Altyapı yatırımları, sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaşmasını kolaylaştırarak bu teknolojilere geçişi hızlandırmaktadır. Sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesi, uzun vadede çevresel sürdürülebilirliği sağlamak açısından etik bir zorunluluktur. Bu teknolojiler, doğal kaynakların korunmasına ve çevresel zararların minimize edilmesine yardımcı olmaktadırlar. Pratik açıdan, sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaşması ile enerji bağımsızlığı artmakta, ekonomik büyümeyi desteklemekte ve yeni istihdam olanakları yaratmaktadır. Ayrıca, sürdürülebilir teknolojilere geçiş, şirketler için de rekabet avantajı sağlamaktadır. Sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesini teşvik etmek için farkındalık ve eğitim, teşvik ve destek programları ile AR-GE faaliyetleri, altyapı geliştirme, kamu-özel sektör iş birliği ile yasal düzenlemeler, topluluk katılımı ve iyi uygulama örneklerinin paylaşımı gibi stratejiler önemlidir. Bu stratejilerin uygulanması ise çevresel, ekonomik ve sosyal faydalar sağlayacaktır. Sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılması, sadece çevresel faydalar sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda da ekonomik büyüme ile sosyal kalkınmayı desteklemektedir. Gelecekteki araştırmalar, bu stratejilerin etkinliğini ölçmek ve iyileştirmek için daha fazla veri ve örnekler içermelidir. Sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesini hızlandıracak yeni teşvik mekanizmaları ile politikalar geliştirilmelidir. Ayrıca, farklı sektörlerdeki ve ülkelerdeki iyi uygulama örneklerinin paylaşımı da teşvik edilmelidir. Üniversiteler, araştırma enstitüleri ile özel sektör iş birliği ve sürdürülebilir teknolojilerde yenilikçi çözümler geliştirilmelidirler. Sürdürülebilir teknolojilerin benimsenmesi, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayacaktır. KAYNAKÇA Brundtland, G. H. (1987). Our common future: The world commission on environment and development . Oxford University Press. Ekins, P. (2000). Economic growth and environmental sustainability: The prospects for green growth . Routledge. Geels, F. W. (2002). Technological transitions as evolutionary reconfiguration processes: A multi-level perspective and a case-study. Research Policy, 31 (8-9), 1257-1274. Hekkert, M. P., & Negro, S. O. (2009). Functions of innovation systems as a framework to understand sustainable technological change: Empirical evidence from the renewable energy sector. Technological Forecasting and Social Change, 76 (4), 584-594. Jänicke, M. (2008). Ecological modernization: New perspectives. Journal of Cleaner Production, 16 (5), 557-565. Kemp, R., Schot, J., & Hoogma, R. (1998). Regime shifts to sustainability through processes of niche formation: The approach of strategic niche management. Technology Analysis & Strategic Management, 10 (2), 175-198. Meadows, D. H., Meadows, D. L., Randers, J., & Behrens, W. W. (1972). The limits to growth . Universe Books. Peters, G. P., Andrew, R. M., Boden, T., Canadell, J. G., Ciais, P., Le Quéré, C., ... & Wilson, C. (2012). The challenge to keep global warming below 2°C. Nature Climate Change, 3 (1), 4-6. Porter, M. E., & Van der Linde, C. (1995). Toward a new conception of the environment-competitiveness relationship. Journal of Economic Perspectives, 9 (4), 97-118. Rennings, K. (2000). Redefining innovation: Eco-innovation research and the contribution from ecological economics. Ecological Economics, 32 (2), 319-332. UNESCO. (2014). Education for sustainable development: A roadmap . United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization. Wüstenhagen, R., Wolsink, M., & Bürer, M. J. (2007). Social acceptance of renewable energy innovation: An introduction to the concept. Energy Policy, 35 (5), 2683-2691. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Yeni Medya Teknolojisini Anlamak | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Yeni Medya Teknolojisini Anlamak 12.05.24 Yazar: Gamze Değirmen Yeni medya teknolojilerinin etkisini ve geleneksel medya ile ilişkisini anlamak. Sosyal medya, yayıncılık platformları ve yapay zeka gibi alanlardaki gelişmeler, medya kullanımını ve içerik üretimini değiştirmiştir. Yeni Medya Teknolojileri, bloglar, wikiler, sanal dünyalar ve diğer sosyal medya ağları gibi bir çok alanda günlük hayatımızda çoktan yer almışlardır. Yeni Medya Teknolojisi, eskilerden beri kullanılan, televizyon, radyo, yayıncılık gibi geleneksel medya araçlarının değişmesinde de büyük bir rol oynamıştır. Bu değişim ile birlikte medya hayatına medyanın her alanda kullanılmasına ve medya araçlarına ulaşımı kolaylaştıracak yeni araçlar doğmuştur. Bunlar, dijital kanallar, dijital platformlar ve Yapay Zeka (AI) olarak üçe ayrılabilir[1]. Bu teknolojiler şunları içerir 1. Sosyal Medya Platformları TikTok, Instagram, Twitter gibi uygulamaların hayatımıza girmesiyle günlük rutinimizde yer edinmeleri çok kısa bir sürede gerçekleşti. Yeni medya teknolojilerinin ve teknolojik cihazların günümüzde yaygınlaşması ile ilgili yapılan ulusal bir araştırmaya göre, 18 ila 24 yaş arasındaki Fransız gençlerinin haftada 27 saatlerini sosyal medya üzerinde geçirdikleri görülmüştür [2]. Öyle ki, bazıları sosyal medya ağlarını işleri haline bile getirerek “Influencerlık, YouTuberlık, Vloggerlık” adı verilen yeni meslek türlerini de hayatımıza katarak televizyonculuk, radyoculuk, gazetecilik gibi geleneksel medya alanlarının değişmesinde büyük bir rol oynamışlardır 2. Yayıncılık Platformları Yayıncılık platformlarının hayatımıza girmesiyle birlikte en sevdiğimiz dizilere, filmlere, şarkılara, kitaplara hatta artık gazetelere bile istediğimiz zaman, istediğimiz yerde, istediğimiz şekilde ulaşabiliyoruz. Geleneksel medyanın aksine, bu teknolojiler istediğiniz film, dizi ve benzeri şeylere erişiminizi kolaylaştırarak bize medya teknolojisinin her geçen gün geliştiğini gösterir 3. Yapay Zeka Günümüzde yapay zekanın bir kullanım yeri de medyadır. Sosyal medyada izlediğimiz birçok videolar ve hatta animasyonlar bile yapay zeka tarafından yapılmış olabiliyor. En sevdiğiniz sanatçıların sesleri ile yapılmış videolar ile karşılaşmanız bile mümkün. Yapay Zeka ile ses ve görüntü klonlama son senelerde oldukça popüler olmasıyla sosyal medyada yer edindi. Ortalama bir insanın yapay zeka ile yapılmış görüntü ve ses klonlarının ayırt etmesinin oldukça zor olduğu söylenmekte [3]. Bu bazı kişiler tarafından politikacılar, şarkıcılar, dublaj sanatçıları için bir tehdit olarak gözükürken, bazı insanlar yapay zekanın bu şekilde ilerleyebilmesinin insanlık için katkı sağlayabilecek bir şey olduğu yönünde düşüncelerini öne sürdüler. Yeni medya teknoloji araçları hayatımızın çoğu yerine ilişmiş durumda. Geleneksel medyaya kıyasla yeni medyanın gelişmiş teknolojisi hayatımızı daha da kolaylaştırmamıza katkı sağlamakta. Medya teknolojisinden yararlanarak iş hayatlarını kolaylaştıran insan sayısı her geçen gün artarken, medya teknolojisinin sunduğu olanaklar da giderek çeşitleniyor ve genişliyor. Geleneksel medya araçlarının değeri, dijitalleşme ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte azalıyor ancak hala belirli bir öneme sahip. Özellikle belirli yaş grupları ve belirli coğrafi bölgelerde, geleneksel medya araçları hala güçlü bir etki sağlayabiliyor Referanslar Bigot, R., Crouette, P., & Daudey, E. (2013). Condition de vie et aspirations des Français. CREDOC. Retrieved October 27, 2015, http://www.credoc.fr/pdf/Rapp/R297.pdf Trivedi, R. (2023, October 18). Understanding new media technology. LinkedIn. https://www.linkedin.com/pulse/understanding-new-media-technology-reema-trivedi-d2gwc?utm_source=share&utm_medium=member_ios&utm_campaign=share_via Verma, P., & Oremus, W. (2023, October 15). AI voice clones mimic politicians and celebrities, reshaping reality. The Washington Post. https://www.washingtonpost.com/technology/2023/10/13/ai-voice-cloning-deepfakes/ Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Karbon Nötr Beton ve Malzemeler: İnşaat Sektörünün Geleceği

    a5210452-d3e8-408b-83fd-d552017bfcfaBu makale, karbon nötr betonun tanımını, üretim tekniklerini ve çevresel etkilerini incelemektedir. Literatürde, karbon nötr betonun üretiminde karbon yakalama ve depolama teknolojileri, düşük karbonlu bağlayıcılar ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına yer verilmiştir. Önceki Makale Sonraki Makale Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Karbon Nötr Beton ve Malzemeler: İnşaat Sektörünün Geleceği 22.07.24 Yazar: Tuğçe Vural Bu makale, karbon nötr betonun tanımını, üretim tekniklerini ve çevresel etkilerini incelemektedir. Literatürde, karbon nötr betonun üretiminde karbon yakalama ve depolama teknolojileri, düşük karbonlu bağlayıcılar ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına yer verilmiştir. İnşaat sektörü, küresel karbondioksit (CO2) emisyonlarının yaklaşık %8'ini oluşturmakta ve çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük bir etkiye sahiptir. Bu sebeple, karbon nötr beton ve malzemeler, inşaat endüstrisinin çevresel etkisini azaltmada kritik bir rol oynamaktadırlar. Karbon nötr beton, üretimi ve kullanımı sırasında atmosfere salınan CO2 miktarının, eşdeğer miktarda karbonun tutulması veya azaltılmasıyla dengelendiği bir malzemedir. Bu makalede, karbon nötr betonun tanımı, üretim teknikleri, faydaları ve zorlukları ele alınmıştır. Karbon nötr beton, üretim sürecinde ve kullanım ömrü boyunca net bir karbon emisyonuna sahip olmayan betondur. Geleneksel beton, çimento üretiminde büyük miktarda CO2 salınımına neden olmaktadır. Çimento üretimi, dünya çapında toplam endüstriyel CO2 emisyonlarının yaklaşık %7'sini oluşturmakta ve karbon nötr beton, bu emisyonları dengelemek için çeşitli stratejiler kullanmaktadır. Bunlar arasında karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojileri, düşük karbonlu bağlayıcılar ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı yer almaktadır (Andrew, 2018). Karbon Yakalama ve Depolama (CCS) teknolojileri, çimento üretim sürecinde açığa çıkan CO2'nin yakalanarak depolanmasını sağlamaktadır. Bu süreç, atmosfere salınmadan önce CO2'nin emilmesini ve yer altı rezervuarlarında veya diğer depolama alanlarında saklanmasını içermektedir. Bu teknoloji, çimento fabrikalarında uygulandığın zaman, karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilmektedir (Liu, Gao, & Zhang, 2020). Geleneksel Portland çimentosu yerine, düşük karbonlu bağlayıcılar kullanılarak karbon nötr beton da üretilebilmektedir. Bu bağlayıcılar, yüksek fırın cürufu, uçucu kül ve doğal puzolanlar gibi atık malzemelerden elde edilmektedir. Bu alternatif bağlayıcılar, çimento üretimindeki enerji tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltmaktadır (Gartner & Macphee, 2011; Scrivener, John, & Gartner, 2018). Beton üretiminde geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılması, çevresel sürdürülebilirliği artırmaktadır. Geri dönüştürülmüş agregalar, inşaat ve yıkım atıklarından elde edilmekte, doğal kaynakların tüketimini azaltmakta ve atık miktarını düşürmektedir. Ayrıca, geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, betonun mekanik özelliklerini ve dayanıklılığını artırabilmektedir (Vickers & Russell, 2018; Wang, Li, & Wang, 2015). Karbonlaştırma süreci, betonun CO2'yi absorbe etmesini ve karbonat minerallerine dönüştürmesini içermektedir. Bu işlem, betonun hem mekanik özelliklerini iyileştirmekte hem de atmosferdeki CO2 miktarını azaltmaktadır. Karbon nötr beton, kullanım ömrü süresince karbonu yakalayıp depolayarak, net sıfır karbon emisyonu elde etmeye katkıda bulunmaktadır (Schneider et al., 2011). Çevresel Etki Azalması: Karbon nötr beton, inşaat sektörünün çevresel etkisini azaltarak, sürdürülebilir bir yapılaşma için önemli bir adım atmaktadır. Düşük karbonlu malzemelerin kullanımı ve karbon yakalama teknolojileri, CO2 emisyonlarını önemli ölçüde azaltmaktadır. Kaynak Verimliliği: Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, atık malzemelerin yeniden kullanımı ve atık yönetimi sorunlarını hafifletmekte, böylece döngüsel ekonomiyi teşvik etmektedir. Ekonomik Avantajlar: Karbon nötr beton üretimi, uzun vadede maliyet tasarrufu sağlayamaktadır. Enerji verimli üretim süreçleri ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, üretim maliyetlerini düşürebilmektedir. Ayrıca, karbon nötr projelere yönelik artan talep nedeniyle yeni iş fırsatları yaratmaktadır. Dayanıklılık ve Performans: Karbon nötr beton, geleneksel beton ile kıyaslandığında üstün dayanıklılık ve performans özelliklerine sahiptir. Karbonlaştırma süreçleri, betonun mekanik özelliklerini iyileştirmekte ve uzun ömürlü yapılar sağlamaktadır. Teknolojik Gelişim: Karbon nötr beton üretim teknikleri, henüz yaygın olarak benimsenmemiştir ve geliştirilmesi gereken teknolojik zorluklar bulunmaktadır. CCS teknolojileri, yüksek maliyetli ve karmaşık süreçler içerebilmektedir. Ayrıca, düşük karbonlu bağlayıcıların ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, standartlara uyum ve kalite kontrolü gerektirmektedir. Maliyet: Karbon nötr beton üretim maliyetleri, geleneksel beton üretim maliyetlerinden daha yüksek olabilmektedir. Bu durum nedeniyle geniş ölçekli projelerde ekonomik sürdürülebilirliği zorlaştırabilmektedir. Fakat, uzun vadeli maliyet tasarrufları ve çevresel faydalar göz önüne alındığında, bu maliyetler dengelenebilmektedir. Bilgi ve Farkındalık: Karbon nötr betonun avantajları ve kullanım alanları hakkında bilgi ve farkındalık eksikliği, benimsenmesini engelleyebilmektedir. İnşaat sektöründe çalışan profesyonellerin ve karar vericilerin, karbon nötr beton hakkında da bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekmektedir. Regülasyon ve Standartlar: Karbon nötr betonun yaygın olarak benimsenmesi için uygun regülasyon ve standartların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu standartlar, karbon nötr malzemelerin kalite kontrolünü ve güvenli kullanımını sağlamalıdırlar. Ayrıca, hükümetlerin ve düzenleyici kurumların, karbon nötr projeleri teşvik eden politikalar oluşturması da önem arz etmektedir. Karbon nötr beton ve malzemeler, inşaat sektörünün sürdürülebilirliğini artırmak ve çevresel etkilerini azaltmak için kritik öneme sahiptirler. Düşük karbonlu bağlayıcılar, geri dönüştürülmüş malzemeler ile karbon yakalama teknolojileri gibi yenilikçi yaklaşımlar, karbon nötr beton üretiminde kullanılmaktadır. Bu malzemeler, çevresel faydalarının yanında ekonomik ve performans avantajları da sunmaktadır. Fakat, teknolojik gelişim, maliyetler, bilgi eksikliği ve uygun regülasyonlar gibi zorluklar aşılmalıdır. Karbon nötr betonun yaygın olarak benimsenmesi, inşaat sektörünün geleceği için sürdürülebilir bir çözüm sunmakta ve çevresel sürdürülebilirliği artırmaktadır. Bu sebep ile karbon nötr beton ve malzemelerin geliştirilmesi ve kullanımı teşvik edilmelidir. Referanslar Andrew, R. M. (2018). Global CO2 emissions from cement production. Earth System Science Data, 10(1), 195-217. Gartner, E., & Macphee, D. (2011). A review of alternative cements with reduced CO2 emissions. Cement and Concrete Research, 41(7), 750-759. Scrivener, K. L., John, V. M., & Gartner, E. M. (2018). Eco-efficient cements: Potential, economically viable solutions for a low-CO2, eco-efficient cement-based materials industry. Cement and Concrete Research, 114, 2-26. Schneider, M., Romer, M., Tschudin, M., & Bolio, H. (2011). Sustainable cement production—present and future. Cement and Concrete Research, 41(7), 642-650. Liu, J., Gao, Y., & Zhang, G. (2020). Carbon capture and storage: Concepts, application and recent advancements. Science of The Total Environment, 714, 136517. Vickers, J., & Russell, M. (2018). The role of recycled aggregates in reducing the environmental impact of concrete. Resources, Conservation and Recycling, 133, 283-295. Wang, G., Li, Y., & Wang, Y. (2015). Performance of recycled aggregate concrete under environmental temperature. Construction and Building Materials, 81, 29-33. Teknoloji ve Sürdürülebilirkik/Çevre Son Yazılar 11.03.25 Yapay Zeka ve İklim Krizi: Akıllı Çözümlerle Karbon Ayak İzini Azaltmak Yapay zeka, iklim değişikliğiyle mücadelede enerji verimliliği, ulaşım optimizasyonu, tarımsal faaliyetler ve hava kirliliği yönetimi gibi alanlarda önemli çözümler sunarak karbon ayak izini azaltma potansiyeline sahiptir. Ancak, bu teknolojinin yaygınlaşması için altyapı, maliyet ve etik zorluklar gibi engellerin aşılması gerekmektedir. Daha Fazla 14.01.25 Self-Healing Concrete: İnşaat Malzemelerinde Devrimsel Bir Yaklaşım Kendini iyileştiren beton, çatlakları süreç içerisinde onararak yapıların dayanıklılığını artıran ve bakım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir malzemedir. Otojen iyileşme, kapsülleme ve bakteriyel iyileşme gibi mekanizmalar ile çalışan bu beton türü, inşaat sektöründe sürdürülebilirliği teşvik etmektedir. Daha Fazla 26.11.24 Döngüsel Ekonomi ve Atık Azaltma Döngüsel ekonomi, kaynakların yeniden kullanımı ve atık azaltma yoluyla sürdürülebilir ekonomik büyümeyi hedefleyen bir modeldir. Bu yaklaşım, geri dönüşüm, tüketici bilinci ve hükümet politikaları gibi stratejilerle çevresel etkileri minimize etmeyi amaçlamaktadır. Daha Fazla 15.10.24 Akıllı Şehirler ve Sürdürülebilirlik: Geleceğin Şehirleri İçin Bir Yol Haritası Bu makale, akıllı binaların enerji verimliliği, su tasarrufu ve çevre dostu malzeme kullanımı gibi unsurlarla sürdürülebilir inşaat üzerindeki etkilerini incelemektedir. Akıllı teknolojilerin çevresel etkileri azaltır iken yaşam kalitesini artırdığı fakat yüksek maliyetler ve gerekli bilgi birikimi gibi zorlukları doğurduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 22.07.24 Karbon Nötr Beton ve Malzemeler: İnşaat Sektörünün Geleceği Bu makale, karbon nötr betonun tanımını, üretim tekniklerini ve çevresel etkilerini incelemektedir. Literatürde, karbon nötr betonun üretiminde karbon yakalama ve depolama teknolojileri, düşük karbonlu bağlayıcılar ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına yer verilmiştir. Daha Fazla 08.07.24 Karbon Yakalama ve Depolama (CCS) Teknolojileri Karbon Yakalama ve Depolama (CCS) teknolojileri, fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan CO2'yi yakalayıp depolayarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi amaçlamaktadır. Bu makale, CCS teknolojilerinin temel prensiplerini, literatürünü ve gelecekteki potansiyelini incelemektedir. Daha Fazla

  • Self-Healing Concrete: İnşaat Malzemelerinde Devrimsel Bir Yaklaşım | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Self-Healing Concrete: İnşaat Malzemelerinde Devrimsel Bir Yaklaşım 14.01.25 Yazar: Tuğçe Vural Kendini iyileştiren beton, çatlakları süreç içerisinde onararak yapıların dayanıklılığını artıran ve bakım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir malzemedir. Otojen iyileşme, kapsülleme ve bakteriyel iyileşme gibi mekanizmalar ile çalışan bu beton türü, inşaat sektöründe sürdürülebilirliği teşvik etmektedir. İnşaat endüstrisi, beton yapılarının dayanıklılığı ve bakımı ile ilgili önemli zorluklar ile karşı karşıyadır. Geleneksel betonun kendini onarma yeteneği sınırlı olduğundan, sık sık onarım ve kaynak tüketimi gerektirmektedir. Kendini iyileştiren beton, malzeme bilimi alanında bir paradigma değişikliğini temsil etmekle beraber biyolojik ve kimyasal mekanizmaları entegre ederek beton yapıların ömrünü ve dayanıklılığını artırmaktadır. Bu yenilikçi yaklaşım, sadece çatlama sorununu ele almakla kalmamakta, aynı zamanda da sürdürülebilirliğe katkıda bulunarak onarım ihtiyacını azaltmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, çeşitli kendini iyileştirme tekniklerine odaklanmıştır; bunlar arasında otojen iyileşme, iyileştirme ajanlarının kapsüllenmesi ve bakterilerin kullanımı yer almaktadır. Otojen iyileşme, betonun doğal olarak küçük çatlaklarını iyileştirme yeteneğini ifade etmektedir. Fakat bu yöntem genellikle yalnızca sınırlı bir dayanıklılık geri kazanmasını sağlamaktadır (Huang & Ye, 2011). Kapsül bazlı kendini iyileştirme ise beton matrisine iyileştirme ajanlarını içeren mikro kapsüllerin yerleştirilmesini içermektedir. Çatlaklar oluştuğunda, bu kapsüller patlayarak çatlakları doldurmakta ve yapısal bütünlüğün yeniden sağlaması amacıyla iyileştirme ajanlarını serbest bırakmaktadır (Jonkers, 2017). Bakteriyel kendini iyileştiren beton, çatlakları kapatmak için kalsiyum karbonat çökelti üreten mikroorganizmaları kullanmakta ve bu da malzemenin genel dayanıklılığını artırmaktadır (Wang et al., 2016). Kendini iyileştiren beton, birkaç mekanizma aracılığıyla çalışmaktadır: Otojen İyileşme : Bu süreç, beton matrisinde reaktifi kalmış çimento parçacıklarının hidratasyonuna dayanmaktadır. Çatlaklar oluştuğunda, nem bu parçacıklara nüfuz edebilmekte ve bu da kalsiyum karbonat oluşumuna yol açarak küçük çatlakları kapatabilmektedir. Kapsülleme : İyileştirme ajanlarını içeren mikro kapsüller, betona entegre edilmektedir. Çatlak oluştuğunda, bu kapsüller açılmakta ve içerikleri serbest bırakılarak iyileşme sürecini başlatmaktadır. Bakteriyel İyileşme : Belirli bakteri türleri beton karışımına eklenmektedir. Çatlaklar geliştiğinde, nem bakterileri aktive etmekte ve kalsiyum karbonat üreterek çatlakları doldurup dayanıklılığı geri kazandırmaktadır (Wang et al., 2016). Birçok deneysel çalışma, kendini iyileştiren betonun etkinliğini göstermektedir. Örneğin, Jonkers ve arkadaşları (2010) tarafından yapılan araştırmada, bakteriyel kendini iyileştiren betonun 63 gün sonra %40'a kadar iyileşme verimliliği elde edebildiği gösterilmiştir; bu da malzemenin dayanıklılığını önemli ölçüde artırmaktadır. Benzer şekilde, kapsüllü iyileştirme ajanları üzerine yapılan çalışmalar, kapsüllü sistemlerin etkili bir şekilde çatlakları onarma yeteneğini sergilemiştir (Huang & Ye, 2011). Kendini iyileştiren teknolojilerin betona entegrasyonu, bakım maliyetlerinin azaltılması, hizmet ömrünün uzatılması ve sürdürülebilirliğin artırılması gibi birçok avantajı sunmaktadır. Fakat bu malzemelerin yaygınlaşması önünde de bazı engeller bulunmaktadır. Yüksek maliyetler, hükümet politikaları ve düzenleyici engeller, bu malzemelerin kullanımını sınırlayabilmektedir. Ayrıca sektördeki bazı firmaların yenilikçi malzemelere karşı isteksizliği, bu sürecin önündeki bir diğer engeldir. Bununla beraber kendini iyileştiren beton, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği konularında büyük bir potansiyele sahiptir. İnovasyon ve teknoloji, bu malzemelerin geliştirilmesi ve uygulanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Sektörün bu malzemelerin faydalarını anlaması ve benimsemesi, sürdürülebilir inşaatın geleceği için hayati önem taşımaktadır. Kendini iyileştiren beton, inşaat malzemelerinde önemli bir ilerlemeyi temsil etmekte ve geleneksel betonun karşılaştığı zorluklara sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Çatlakları otomatik olarak onararak kendini iyileştiren beton, yapıların dayanıklılığını artırabilir iken bakım maliyetlerini de azaltmaktadır. Kendini iyileştiren betonun potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır: Test Yöntemlerinin Standardizasyonu : Farklı beton türlerinin kendini iyileştirme verimliliğini değerlendirmek için standart protokoller geliştirilmelidir. Ekonomik Fizibilite Çalışmaları : Kendini iyileştiren betonun inşaat projelerinde ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla kapsamlı maliyet-fayda analizleri yapılmalıdır. Disiplinlerarası Araştırma : Araştırmacılar arasında işbirliği teşvik edilmeli ve kendini iyileştiren betonun performansını artırmak için yenilikçi yaklaşımlar da keşfedilmelidir. Saha Uygulamaları : Kendini iyileştiren betonun gerçek dünya koşullarında test edilmesi için pilot projeler uygulanmalıdır, bu da performansı ve dayanıklılığı hakkında değerli veriler sağlayacaktır. Bu önerileri dikkate alarak, inşaat sektörü kendini iyileştiren betonun avantajlarından yararlanabilir ve daha dayanıklı ve sürdürülebilir altyapılar inşa edebilir. Referanslar Huang, H., Ye, G., Leung, C., & Wan, K. (2011, September). Application of sodium silicate solution as self-healing agent in cementitious materials. In International RILEM conference on advances in construction materials through science and engineering (pp. 530-536). RILEM Publications SARL: Hong Kong, China. Mors, R. M., & Jonkers, H. M. (2017). Feasibility of lactate derivative based agent as additive for concrete for regain of crack water tightness by bacterial metabolism. Industrial crops and products , 106 , 97-104. Van Tittelboom, K., Wang, J., Araújo, M., Snoeck, D., Gruyaert, E., Debbaut, B., ... & De Belie, N. (2016). Comparison of different approaches for self-healing concrete in a large-scale lab test. Construction and building materials , 107 , 125-137. Jonkers, H. M., Thijssen, A., Muyzer, G., Copuroglu, O., & Schlangen, E. (2010). Application of bacteria as self-healing agent for the development of sustainable concrete. Ecological engineering , 36 (2), 230-235. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Dijital Dönüşüm: Yapay Zekanın Medya Devrimi

    Yapay zeka, medya üretimi ve dağıtımında devrim niteliğinde değişiklikler yaparak içerik oluşturma ve kişiselleştirme süreçlerini dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, medya endüstrisinde verimliliği artırırken aynı zamanda iş gücü piyasasında belirsizlikler ve etik sorunlar doğurmuştur. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Dijital Dönüşüm: Yapay Zekanın Medya Devrimi 15.07.24 Yazar: Gamze Değirmen Yapay zeka, medya üretimi ve dağıtımında devrim niteliğinde değişiklikler yaparak içerik oluşturma ve kişiselleştirme süreçlerini dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, medya endüstrisinde verimliliği artırırken aynı zamanda iş gücü piyasasında belirsizlikler ve etik sorunlar doğurmuştur. Yapay Zeka (AI) Nedir? Yapay zeka, bilgisayar sistemlerinin öğrenme, problem çözme, öneri sunma gibi insanoğlunun becerilerine benzer bilişsel işlevleri taklit edebilme kapasitesine verilen addır. Yapay zeka (AI) son zamanlarda günlük hayatımızdan eksik olmayan bir araç haline gelmeyi başarmıştır. Okul, iş gibi alanlarda yaygın olasıyla birlikte günün herhangi bir saatinde kullandığımız telefon ve bilgisayarlarımızdaki akıllı asistanlar ile farkında olmadan neredeyse her dakika ve saniye kullanmaktayız. Medya, Teknolojinin gelişmesi ve yapay zekanın (AI) günlük hayatımızda yer edinmesiyle birlikte birçok yeniliğe damga vurmuştur. Bu yenilikler birkaç bölüme ayrılırken hem medyayı, hem de medyayı kullanan bizlere olan etkileri derinlemesine incelenmelidir. Bu yenilikler iki başlık altında toplanabilir: Yapay Zeka (AI) ve Medya Üretimi Gołąb-Andrzejak (2023) tarafından yazılan "Üretken AI ve ChatGPT'nin Dijital Reklam Kampanyaları Oluşturma Üzerindeki Etkisi" adlı araştırma makalesinde yapay zeka, dijital pazarlama alanında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yapay zeka, içerik üreticilerinin içeriklerini üretirken de kullanılmakta olup video üretiminden videonun içeriğini oluşturmasına kadar geniş bir yelpazede fayda sağlamaktadır. Ayrıca, içerik üreticilerinin videolarının açıklamalarına yazdığı yazıları otomatik metin oluşturma yapay zeka araçları ile hazırlanabilmekte, film senaryosu, müzik kompozisyonu, blog ve hatta makale yazımlarında kullanılabilmektedir. Oxford Academic (2022) tarafından yapılan bir araştırmada, plastik cerrahlar için yapay zeka ile sosyal medyada içerik üretip yönetim stratejileri belirlemenin etkileri bir yıl boyunca incelenmiştir. Bu da yapay zekanın medyaya olan katkısı ve etkisi hakkında deney ve gözlem yoluyla bilgi edinmenin önemini göstermektedir. Yapay zeka araçlarının medyaya olan etkisinin araştırmalarının sonuçlara deney yaparak bulunmaktadır. Oxford Academic tarafından yapılan bir araştırmada Plastik Cerrahları için yapılan yapay zeka ile sosyal medyada içerik üretip yönetim stratejileri belirlediklerini bir sene içerisinde kayıta almışlardır. [2] Bu da gösteriyor ki yapay zekanın medyaya olan katkısı ve etkisi hakkında bir araştırma yapılıyorsa, deney ve gözlem başa gelmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, yapay zeka (AI) medyanın birçok alanında kendisini geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde oldukça göstermektedir. Bazı kişilere göre ise yapay zeka yakın bir gelecekte insanoğlunun medya alanında yaptığı her şeyi yapabilecek ve çoğu alanda insanlara gerek kalmayacak. Şu an bile habercilik ve reklamcılık, içerik üreticiliği, film, dizi üretilmesi, blog ve makale yazımları gibi medyanın çeşitli alanlarında yaygın bir şekilde kullanılan yapay zeka araçları, insanlığa sadece kolaylık mı sağlayacak yoksa insanların işlerini yaparak insanlara iş bulmakta zorluk mu yaşatacakları konusunda insanlar arasında tartışmalar sürmektedir. Bu durum, yapay zekanın sunduğu fırsatlarla birlikte getirdiği zorluklar arasında bir denge kurmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Yapay zekanın (AI) günümüzde yer edinmesi ile medya endüstrisinde büyük değişiklikler yaşanmakta, içerik üretiminden dağıtımına kadar birçok süreç yeniden şekillenmektedir. Bu dönüşüm, hem fırsatlar hem de zorluklar bulundurmaktadır. Sonuç olarak, yapay zekanın medya üzerindeki etkilerini en iyi şekilde yönetebilmek için teknoloji ile insanların yaptığı işler arasındaki dengeyi korumak, sürekli olarak bu alandaki gelişmeleri takip etmek büyük önem taşımaktadır. Medya endüstrisinde çalışan ve içerik üreten insanlar, yapay zekanın sunduğu fırsatları en verimli şekilde kullanırken, toplum üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için stratejik adımlar atmalıdır. Referanslar Gołąb-Andrzejak, E. (2023). Üretken AI ve ChatGPT'nin Dijital Reklam Kampanyaları Oluşturma Üzerindeki Etkisi. https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/01969722.2023.2296253 Oxford Academic. (2022). Plastik Cerrahlar için Yapay Zeka ile Sosyal Medyada İçerik Üretip Yönetim Stratejileri. https://academic.oup.com/asj/article-abstract/44/7/769/7608227?redirectedFrom=fulltext Teknoloji ve Medya Son Yazılar 14.12.24 Yapay Zeka ve Gazetecilik: Dijital Dönüşümde Yeni Bir Araç Bu makalede, gazetecilikte yapay zeka kullanımının etkileri incelenmektedir. Yapay zekanın haber üretim sürecinde hız, doğruluk ve kişiselleştirme gibi avantajlar sağladığı, ancak tarafsızlık ve etik sorunlar gibi dikkat edilmesi gereken zorluklar sunduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 09.11.24 Podcast’lerin Yükselişi Podcast'ler sosyal medya ve teknolojinin etkisiyle popülerlik kazanarak geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmakta ve içerik üreticilerinin toplumsal farkındalık yaratma ve eğlence alanında etkili bir araç olarak kullanmaları önerilmektedir. Daha Fazla 02.09.24 Dijital Dünyada Kesintiler: Instagram’ın Kapatılmasının Etkileri Bu makale, Instagram’ın Türkiye’de geçici olarak kapatılmasının içerik üreticileri, izleyiciler ve dijital pazarlama üzerinde yarattığı etkileri inceliyor. Sosyal medya platformlarının erişime kapatılmasının, özellikle içerik üreticileri için ciddi gelir kayıplarına ve kullanıcı davranışlarında önemli değişikliklere yol açtığı vurgulanmaktadır. Daha Fazla 29.08.24 VR Sanatının Medya Dünyasında Devrim Yaratan Etkileri Teknolojinin günümüzdeki şeklini almasıyla birlikte birçok şey değişmiştir. Medyada paylaşılan sanat, yavaş yavaş dijital sanata dönmektedir. Bunun medya ve sanata olan etkilerinin iyi veya kötü olması hakkında hala tartışmalar devam ederken dijital sanat medyada yer almaya ve çoğalmaya devam etmektedir. Daha Fazla 07.08.24 Sosyal Medya Kullanıcıları ve Sahte Haberler: Sosyal Medyada Bilgiye Erişim ve Dijital Yeterliliklerin Rolü Sahte haberler, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla artmış ve özellikle yaşlı kesim üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, gençlerin dijital yetkinlikleri sayesinde bu konuda daha bilinçli oldukları bulunmuş; bu nedenle yaşlıların bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Daha Fazla 15.07.24 Dijital Dönüşüm: Yapay Zekanın Medya Devrimi Yapay zeka, medya üretimi ve dağıtımında devrim niteliğinde değişiklikler yaparak içerik oluşturma ve kişiselleştirme süreçlerini dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, medya endüstrisinde verimliliği artırırken aynı zamanda iş gücü piyasasında belirsizlikler ve etik sorunlar doğurmuştur. Daha Fazla

  • Sosyal Medya Kullanıcıları ve Sahte Haberler: Sosyal Medyada Bilgiye Erişim ve Dijital Yeterliliklerin Rolü | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Sosyal Medya Kullanıcıları ve Sahte Haberler: Sosyal Medyada Bilgiye Erişim ve Dijital Yeterliliklerin Rolü 07.08.24 Yazar: Gamze Değirmen Sahte haberler, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla artmış ve özellikle yaşlı kesim üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, gençlerin dijital yetkinlikleri sayesinde bu konuda daha bilinçli oldukları bulunmuş; bu nedenle yaşlıların bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Sahte haberler nedir ve teknoloji ile ne alakaları vardır? Dijital çağda teknolojinin ve medyanın gelişmesi ile birlikte karşımıza birçok sahte haberler ve bilgiler çıkmaktadır. Bunlar insanların hayatlarını nasıl ve ne şekilde etkiler? Teknolojinin ve medyanın gelişmesiyle ne kadar alaklıdır ve medya ve teknolojiye ne tür etkileri vardır? Sosyal medyanın günlük hayatımızda yer edinmesiyle birlikte sahte haberlerin çoğaldığını söyleyebiliriz. Sosyal medya platformlarının kullanıcıların ilgi alanlarına ve geçmiş etkileşimlerine göre kişiselleştirilmiş içerik sunması kullanıcıların daha önce etkileşimde bulundukları türdeki içerikleri kaşılarına çıkartarak sahte haberlerin daha fazla kullanıcıya ulaşmasını kolaylaştırmaktdır. Sosyal medyadaki sahte haberler ve paylaşımların hem insanlara hem de markalara karşı ciddi kötü etkileri vardır. Sosyal medyadaki sahte haberlerin kötü etkilerine rağmen insanların neden hala paylaşmaya devam ettikleri konusunda ortada pek bir bilgi bulunmamaktadır. Newhoff (2018), insanların sahte haberleri isteyerek veya istemeden neden paylaştıklarını daha iyi anlamak için, sosyolojik veya psikolojik araştırmaların kesinlikle gerekli olduğunu savunmaktadır. Güncel çalışmalar, sosyal medyanın olumsuz yönleri ve sosyal medya kullanıcılarının sahte haber paylaşma eğilimleri arasındaki gözlemsel ilişkileri araştırarak bu konudaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Sosyal medya kullanımına bağlı belirli davranışlar ve eğilimler tespit edilerek tüketicilerin sahte haber paylaşma davranışlarına ilişkin bir model oluşturulmuştur. [1] Aralık 2016'da Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, ABD'li yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisinin (%64) sahte haberlerin güncel olaylar ve konular hakkındaki temel bilgiler konusunda ciddi bir kafa karışıklığı oluşturduğunu düşündüklerini göstermiştir. Ayrıca, %23'ü sosyal medyada bilerek veya bilmeyerek sahte bir haber paylaştığını kabul etmektedir. Sahte haberlerin nasıl yayıldığını ve ağ ortamında görüşleri nasıl etkilediğini anlamak, çalışmalarının odak [2] Bu araştırmalar yapılırken kullanılan yöntemlerden birisi Sahte haberleri bulup yayan kişileri tespit etmektir. Diğer bir yöntem ise sosyal medyada veya özel olarak araştırmalar için hazırlanmış olan anketlerdir. Bulunan bulgular genel olarak yaşlı kesimin sahte haberlere inanma oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Stanford Üniversitesi'nin "Stanford History Education Group (SHEG)" tarafından yürütülen "Civic Online Reasoning" çalışması ile bu konuda yapılan araştırmalara göre gençlerin de sahte haberleri fark etme ve doğru bilgiyi ayırt etme konusunda daha bilinçli oldukları fark edilmiştir. Bulguların sonucuna göre, sosyal medyayı kullanan yaşlı kesime göre genç kesim sahte haberleri ayırt etme konusunda daha bilinçlidirler. Bu bulgu, gençlerin dijital yetkinlikleri ve bilgi erişimindeki avantajlarının sosyal medya kullanımında nasıl bir rol oynadığını göstermektedir. Özellikle genç kesimin teknoloji ve sosyal medya ile daha haşır neşir olmaları da bu bulgunun nedenlerinden birisi olarak gösterilebilir. Peki yaşlı kesimin bu sahte haberlere inanıyor olmasını nasıl engelleyebiliriz? Bu konuda hala deneyler ve araştırmaların sürüyor olması ile birlikte kesinlikle yaşlı kesimin bilgilendirilmesi gereken oldukça ciddi bir konudur. Daha çok anket ve araştırmalar yaparak bu konudaki bilgi ve deneyim açığını kapatıp özellikle yaşlı kesimi sosyal medyadaki sahte haberler konusunda hem sosyal medya kullanıcılarının hem sosyal medya içerik üreticilerinin hem de markalarının iyiliği ve sosyal medyayı en doğru şekilde kullanabilmek içim kesinlikle olabilecek en yakın zamanda bilinçlendirmek gerekmektedir. Bu sahte haberler her geçen gün sosyal medyayı sarmışken bizlerin yapabileceği şeylerden birisi çevremizdeki insanları bilinçlendiriyor olmamız olacaktır. Böylece biz de yapılan çalışmalara az da olsa katkıda bulunabilir ve sosyal medyayı en doğru şekilde kullanmaya yol açabiliriz. Referanslar [1]Aydın, F., & Karadağ, E. (2023). Dijital medya okuryazarlığı ve sosyal medya kullanımı: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma. Erciyes İletişim Dergisi, 10 (2), 123-145. https://doi.org/10.21547/erciyesiletisim.1189483 [2] Bilgi University. (2023, June 1). Gençler ve sosyal medya: Pew Araştırma Merkezi anketlerinden elde edilen temel bulgular. Dijital Medya ve Çocuk. https://dijitalmedyavecocuk.bilgi.edu.tr/2023/06/01/gencler-ve-sosyal-medya-pew-arastirma-merkezianketlerinden-elde-edilen-temel-bulgular/ Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Yeşil Teknolojiler Ve Ekonomik Çözüm

    Yeşil ekonomi, çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir ekonomik yaklaşımdır. Yeşil teknoloji ise çevre dostu üretim süreçleri ile enerji tasarrufu ve doğal kaynakların verimli kullanımını sağlayarak bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynar. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Yeşil Teknolojiler Ve Ekonomik Çözüm 30.10.24 Yazar: Nursima Çalış Yeşil ekonomi, çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir ekonomik yaklaşımdır. Yeşil teknoloji ise çevre dostu üretim süreçleri ile enerji tasarrufu ve doğal kaynakların verimli kullanımını sağlayarak bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynar. Yeşil ekonomi nedir? Yeşil ekonominin teknoloji ile ilişkisi nedir? Yeşil teknolojiye bakış açısı nasıldır? Yeşil Ekonomi Nedir: Yeşil ekonomi, özellikle 2008 finansal krizi sonrası adını duyurmuş olsa da, sanayi devrimi sonrası çevrenin hissedilen oranda kirlenmesi sonucu ortaya çıkan bir kavramdır. 1950'li yıllarda hızla artan tüketim alışkanlığı (Aşıcı, 2012, s. 35), gelişmiş ülkelerin yüksek büyüme hızları ve özellikle kırsal alanlarda "yeşil devrim" olarak ifade edilen modern tarım yöntemlerinin (tarımda kimyasal ilaçlar, gübreler ve böcek ilaçlarının kullanılması) çevre üzerindeki olumsuz etkileri, çevresel kirlenmeye yönelik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur (Puppim de Oliveira, 2012, s. 7). Kapitalizmin yıkıcı etkilerine karşı çıkan yeşil ekonomi; büyüme ve kalkınmayı reddeden, insanın doğa üzerindeki yıkıcı müdahalelerini en aza indirerek dünyadaki tüm canlıların kalıcılığını temin eden bir ekonomik anlayış biçimidir (Şahin, 2012, s. 23). Yeşil Teknoloji Nedir: Yeşil teknoloji, temiz teknoloji veya sürdürülebilir teknoloji, çevreye ve insan sağlığına daha az zarar veren veya hiç zarar vermeyen teknolojileri ifade eder. Temel amacı, doğal kaynakları verimli bir şekilde kullanmak, enerji tüketimini azaltmak ve çevresel etkileri minimize etmektir. Yeşil teknoloji, daha temiz üretim süreçleri, enerji tasarrufu ve atık azaltma yöntemleri gibi farklı alanlarda uygulanabilir. Yeşil teknoloji, çevresel sorunlarla başa çıkmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için önemli bir araçtır. Yeşil teknolojinin temel amacı çevrenin korunmasıdır. Çevreyi korurken çevre dostu teknolojiler yardımıyla doğal kaynakların bozulmasını ve tükenmesini önlemek, çevreye verilen zararları en aza indirmek veya engellemek, çevreye duyarlı politikalar geliştirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayarak gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya yaratmak bu amaca katkı sağlamaktadır. Diğer yandan, enerji tüketiminin büyüme oranını azaltmak, ekonomik kalkınmayı artırmak ve doğal çevreye zarar vermeden veya doğal kaynakları tüketmeden toplumun ihtiyaçlarını karşılamak en önemli amaçlar arasında yer almaktadır (Bhardwaj ve Neelam, 2015, s. 1958). Yeşil teknoloji kullanılan hammaddelerin tekrar kullanımını sağlayan önemli bir teknolojidir. İlk başta yüksek maliyetli olsa da, uzun vadede büyük oranda tasarruf ve rekabet avantajı sağlar. Yeşil büyüme kavramı; döngüsel ekonomi, düşük karbon ekonomisi ve ekolojik ekonomiden farklı vurgulara sahip olsa da belirtilen terimlerle özü aynıdır. Yeşil büyüme; ekonomi, toplum ve doğal çevre arasındaki kapsamlı koordinasyon ve sürdürülebilir kalkınma anlayışını savunur (Loiseau ve diğerleri, 2016, s. 367). Bu nedenle yeşil büyüme, koordineli sosyo-ekonomik kalkınmayı, sosyal refahı iyileştirmeyi, istihdamı artırmayı, tüketim ve üretim kalıplarını değiştirerek kaynak tahsisi ve çevresel bozulma sorunlarını etkin bir şekilde çözmeyi amaçlayan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme çerçevesinde önerilmektedir (Hao ve diğerleri, 2021, s. 2). Yazı yazılırken çeşitli kaynaklar incelenmiş; önemli olabilecek bilgiler sentezlenip, alıntılanarak en yalın şekilde aktarılmaya çalışılmıştır. Yeşil teknoloji konusu, son zamanlarda iklim değişikliğinden kaynaklı yaşanabilecek ekonomik ve sosyal sıkıntılar nedeniyle büyük önem kazanmıştır. Ülkelerin gündemine oturan yeşil teknoloji, başlangıçta maliyetli olsa da, uzun vadede sağladığı faydalardan ötürü şirketler ve ülkeler için bir yatırım aracı haline gelmiştir. Bulgular incelendiğinde, yeşil ekonomiye desteğin gelecekte daha da artacağı öngörülmektedir. Yeşil teknoloji, sanayi devriminden sonra oluşan kirlilik ve küresel ısınmanın yarattığı sorunlar kapsamında, ülkelerin küresel ısınmayı engellemek, doğayı koruyarak sürdürülebilir bir hayata geçiş yapmak için kullanabileceği bir araç haline gelmiştir. Günümüz dünyasında maliyetli bir çözüm olarak görünse de, zamanla sağlayacağı faydalar sayesinde maliyetin katlanılabilir olduğu düşünülmektedir. Referanslar Alternatif Politika. (Aralık 2017). İklim Değişikliği ve Enerji Özel Sayısı. Retrieved from https://alternatifpolitika.com/eng/site/vol/9/no/0/5-Demirtas-Yesil-Ekonomi-Politikalari.pdf Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt 33, Sayı 1, Ocak 2024, ss. 33-48. Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3586881 Güncel Teknoloji ve Finans/Ekonomi Makaleleri 01.04.25 Güney Kore’nin Teknoloji Odaklı Ekonomik Kalkınma Süreci Güney Kore, 1960'lı yıllardan itibaren teknoloji odaklı ekonomik kalkınma politikaları uygulayarak, yabancı teknolojiyi benimseyip kendi üretimine entegre ederek büyük bir ekonomik büyüme sağlamıştır. Bu süreçte büyük holdinglerin AR-GE yatırımları ve teknoloji alanındaki yenilikçi adımlar, ülkenin küresel pazarda rekabetçi bir güç haline gelmesine yardımcı olmuştur. Daha Fazla 04.02.25 Şeffaf Finans Dünyası:Regtech RegTech, finans sektöründe düzenleyici uyumluluk, veri analizi ve kimlik doğrulama gibi alanlarda düşük maliyetli ve etkili çözümler sunarak şeffaflık ve istikrar sağlamaktadır. Aynı zamanda zamandan tasarruf ve itibar kaybını önleme gibi avantajlarla bankacılık sektörünün vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Daha Fazla 05.12.24 Merkez Bankalarının Dijital Para Birimine Geçişi Bu makalede, Merkez Bankası Dijital Para Sistemleri (CBDC) ve avantajları ile dezavantajları ele alınmaktadır. Özellikle dijital para sistemlerinin ekonomik etkileri, finansal sistemdeki dönüşüm ve potansiyel riskler üzerine bir analiz yapılmaktadır. Daha Fazla 30.10.24 Yeşil Teknolojiler Ve Ekonomik Çözüm Yeşil ekonomi, çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir ekonomik yaklaşımdır. Yeşil teknoloji ise çevre dostu üretim süreçleri ile enerji tasarrufu ve doğal kaynakların verimli kullanımını sağlayarak bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynar. Daha Fazla 25.08.24 Fiziksel Paranın Sanal Paraya Dönüşümü Fiziksel paradan sanal paraya geçiş süreci, teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmış ve kripto paralar, hem ödeme hem de yatırım aracı olarak giderek daha fazla hayatımıza dahil olmaktadır. Gelecekte, sanal paraların daha da yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Daha Fazla 07.07.24 E-Ticaretin Ülke Ekonomilerindeki Yeri E-ticaretin ekonomik büyüme, istihdam ve verimliliğe katkılarını incelerken; lojistik zorluklar ve sürdürülebilirlik sorunlarına da değinmektedir. Ayrıca, e-ticaretin geleneksel perakende sektöründe rekabet baskısı yarattığı vurgulanmaktadır. Daha Fazla

  • Dijital Uçurum: Dil Teknolojileri Dilsel Eşitsizliklerini Nasıl Güçlendirir veya Köprü Bağlar? | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Dijital Uçurum: Dil Teknolojileri Dilsel Eşitsizliklerini Nasıl Güçlendirir veya Köprü Bağlar? 18.07.24 Yazar: Merve Baran Dijital çağda çeviri uygulamaları ve yapay zeka destekli dil araçları gibi teknolojiler, baskın dillerin lehine gelişerek dil toplulukları arasındaki uçurumu genişletebilirken, aynı zamanda azınlık dillerinin korunmasına da katkıda bulunabilir. Hızla dijitalleşen dünyamızda, çeviri uygulamaları, konuşma tanıma sistemleri ve yapay zeka destekli dil öğrenme araçları gibi dil teknolojileri, günlük hayata giderek daha fazla dahil oluyor ve benzersiz bağlantı ve erişilebilirlik vaat ediyor. Ancak teknolojik ilerlemenin bu yüzeyinin altında daha az görünür ama önemli bir sorun yatıyor: dildeki dijital uçurum. Bu ayrım yalnızca teknolojik erişimdeki bir açığı temsil etmiyor, aynı zamanda dilsel temsildeki eşitsizlikleri de vurguluyor. İngilizce, Mandarin Çincesi ve İspanyolca gibi başlıca diller, dil teknolojilerinden katlanarak artan faydalar görmüş, iletişimi önemli ölçüde kolaylaştıran ve küresel bilgiye erişimi genişleten gelişmelerden yararlanılmıştır. Bu makale, dil teknolojilerinin bu dilsel eşitsizlikleri nasıl güçlendirebileceğini ve köprüleyebileceğini keşfetmeyi, bu dijital uçurumun sosyal sonuçlarını incelemeyi ve teknolojiyi tüm dilsel topluluklar için daha kapsayıcı hale getirmeyi amaçlayan girişimleri araştırmayı amaçlamaktadır. Bu dinamikleri anlayarak, teknolojinin yalnızca eşitsizlikleri sürdürmekle kalmayıp aynı zamanda dilsel açıdan daha kapsayıcı bir küresel toplumu teşvik etme potansiyelini daha iyi kavrayabiliriz. Dil teknolojilerinin genişlemesi küresel iletişimi önemli ölçüde etkilemiştir, ancak bu büyüme eşitsiz bir şekilde dağılmıştır, baskın dillerin lehinedir ve potansiyel olarak dil toplulukları arasındaki uçurumu genişletmektedir. Crystal (2003) tarafından yapılan ufuk açıcı bir çalışma, İngilizcenin dijital gelişmelerden kazandığı büyük avantajı tartışıyor ve çevrimiçi içeriğin önemli bir çoğunluğunun İngilizce olarak mevcut olduğunu, bunun da anadili İngilizce olanlara ve dili akıcı konuşanlara orantısız bir şekilde fayda sağladığını belirtiyor. Benzer şekilde Tsui ve ark. (2017), büyük teknoloji şirketlerinin, dilsel azınlıkları göz ardı ederek öncelikle yaygın olarak konuşulan diller için dil araçları geliştirdiğini detaylandırıyor. Bu eşitsizlik, teknolojik ilerlemelerin mevcut dilsel hiyerarşileri sürdürdüğü bir döngünün altını çiziyor. Azınlık dillerinin dijital alanlarda yeterince temsil edilmemesi de bir başka kritik endişe kaynağıdır. Aiken ve Paolillo'ya (2006) göre, bu dillere yönelik teknolojik desteğin olmayışı, yalnızca bu dilleri konuşanların bilgiye erişimini sınırlamakla kalmıyor, aynı zamanda dilin hayatta kalmasını ve gelişimini de etkiliyor. Cunliffe ve ark. (2013), dijital dışlanmanın yerli diller üzerindeki etkisine ilişkin kapsamlı bir inceleme sunmakta ve dil teknolojilerinin yokluğunun kültürel erozyona katkıda bulunduğu çeşitli vaka çalışmalarının altını çizmektedir. Dil teknolojilerinin dilsel eşitsizlikleri nasıl güçlendirdiğini veya köprülediğini araştırmak için bu makale, nitel içerik analizini ikincil veri kaynaklarının incelemesiyle birleştiren karma yöntemli bir yaklaşım kullanıyor. Bu metodoloji, dil teknolojilerindeki dijital uçurumun hem ampirik hem de teorik boyutlarının kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için seçilmiştir. Birincil yöntem, Belirli teknolojilerin dil topluluklarını nasıl etkilediğini incelemek için nitel analiz yapılabilir. Dil teknolojilerinin eğitim ortamlarında uygulanmasına, yapay zeka destekli dilin korunmasına ve çeviri hizmetlerine odaklanılabilir. Bu teknolojilerin dilin korunması ve erişilebilirliği üzerindeki sonuçları ve uzun vadeli etkileri değerlendirilebilir. Dilbilim, teknoloji geliştirme ve dil politikası alanında az sayıda uzmanla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler uygulanabilir. Katılımcılar teknoloji ve dilin kesişimindeki akademik ve mesleki deneyimlerine göre seçilecektir. Görüşmeler görüntülü görüşme yoluyla yapılabilecek ve yaklaşık 30-45 dakika sürecektir. Sorular, dil teknolojilerinin dilsel boşlukları kapatmadaki zorlukları ve potansiyelleri hakkında uzmanların görüşlerini ortaya çıkarmak için tasarlanacaktır. Röportajlar yazıya geçirilebilir ve teknoloji aracılığıyla dilsel eşitliğin geliştirilmesine ilişkin içgörüler ve uzman görüşleri elde etmek için tematik analiz uygulanabilir. Özellikle görüşmelerden elde edilen tüm verilerin gizlilik ve bilgilendirilmiş onam ile ilgili etik standartlara uygun olması sağlanmalıdır. Final makalesinde tüm katılımcılar anonim hale getirilecektir. • Yeterince temsil edilmeyen bazı diller veya dil teknolojisinin belirli yönleri hakkında literatür taramasının kapsamlılığını çarpıtabilecek sınırlı araştırma mevcut olabilir. • Daha derin analiz için seçilen vaka çalışmaları, farklı dil topluluklarında dil teknolojileriyle ilgili daha geniş kapsamlı deneyimleri temsil etmeyebilir. Bu durum bulguların genellenebilirliğini sınırlayabilir. • Yapay zeka ve dil işleme için kapsamlı veri toplamak, gizlilik endişeleri, özel teknolojiler veya belirli dillerdeki kaynakların eksikliği nedeniyle kısıtlanabilir. Kanıtlar muhtemelen dil teknolojilerinin ağırlıklı olarak yaygın olarak konuşulan dilleri tercih ettiğini, azınlık ve yerli dillerin yeterince temsil edilmediğini gösterecektir. Bu eğilim, daha az baskın dilleri konuşanların teknolojik avantajlara erişimini sınırlayarak mevcut dilsel eşitsizlikleri daha da kötüleştiriyor. Bulgular muhtemelen dilin korunmasını ve yeniden canlandırılmasını desteklemek için yapay zeka kullanmanın hem potansiyelini hem de zorluklarını vurgulayacaktır. Yapay zeka, çeviriyi otomatikleştirme ve azınlık dilleri için eğitim kaynakları oluşturma konusunda önemli ilerlemeler sağlayabilir, ancak bunun etkinliği, verilerin kullanılabilirliği ve yapay zeka modellerindeki doğal önyargılar nedeniyle sınırlıdır. Uzmanlarla yapılan görüşmelerin, dilsel çeşitliliği teşvik etmede kapsayıcı politikaların ve yenilikçi teknolojilerin gerekliliğini güçlendirmesi bekleniyor. Ayrıca, yeterince temsil edilmeyen dilleri desteklemek için teknolojiden yararlanmaya yönelik en iyi uygulamalara ilişkin yeni bilgiler de sunabilirler. Doğası gereği kapsayıcı olan ve çeşitli dilsel girdilerden öğrenme yeteneğine sahip yapay zeka modellerinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Araştırma aynı zamanda daha az açıklamalı veri gerektiren denetimsiz ve yarı denetimli öğrenme modellerini de keşfetmeli ve bu modelleri düşük kaynaklı diller için daha uygun hale getirmelidir. Teknoloji şirketlerinin ürünlerine azınlık dillerini dahil etmesini gerektiren politikaların savunulması, dijital dilsel uçurumun azaltılmasına yardımcı olabilir. Politika önerileri aynı zamanda çok dilli eğitimin ve azınlık dillerini de içeren dijital okuryazarlık programlarının teşvik edilmesine de odaklanabilir. Gelecekteki araştırmalar dilbilimciler, bilgisayar bilimcileri, sosyologlar ve politika yapıcılar arasında disiplinler arası işbirliğini teşvik etmelidir. Bu işbirliği, teknolojik açıdan uygulanabilir ve kültürel açıdan duyarlı yenilikçi çözümleri teşvik edebilir. Sonuç olarak bu makale, dil teknolojilerinin dilsel eşitsizlikleri sürdürme veya azaltmadaki ikili rolünü aydınlattı. Bu teknolojiler genellikle baskın dilleri destekleyerek dijital uçurumu genişletirken, aynı zamanda iyi hedeflenmiş girişimler yoluyla dilsel çeşitliliği teşvik etme potansiyeli de taşıyor. Veri toplama ve etik dağıtım gibi tartışılan zorluklar, gerçek dilsel eşitliği sağlamanın karmaşıklığının altını çiziyor. İleriye dönük olarak, politika, teknoloji ve dilbilim alanındaki paydaşların işbirliği yapması ve dil teknolojilerindeki ilerlemelerin küresel iletişimi kapsayıcı bir şekilde geliştirmesini sağlaması önemlidir. Bu fırsatların benimsenmesi, dil teknolojilerini dilsel ayrımları ortadan kaldıran araçlara dönüştürerek daha kapsayıcı bir dil ortamını teşvik edebilir. Referenslar Aiken, M., & Paolillo, J. (2006). Linguistic Diversity and the Internet: The Relationship between the Internet and the Number of Languages. Sociolinguistica. Bird, S. (2020). Natural Language Processing for the Long Tail of Languages. Computing Research Repository, arXiv preprint arXiv:2005.00052. Crystal, D. (2003). English as a Global Language. Cambridge University Press. Cunliffe, D., Morris, D., & Prys, C. (2013). Minority Languages and the Internet: New Threats, New Opportunities. Multilingual Matters. Kornai, A. (2013). Digital Language Death. PLoS ONE, 8(10), e77056. Tsui, A.B.M., Tollefson, J.W., & Sylvén, L.K. (2017). Language Policy, Culture, and Identity in Asian Contexts. Routledge. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Teknoloji ve işaret dili: Dijital platformlar ve yapay zeka araçlarının işaret dilleri üzerindeki etkileri

    İşaret dili kullanıcıların dil edinimlerine yardımcı olmak ve onlarla olan bağı güçlendirmek, topluma katılımlarını kolaylaştırabilmek adına dijital ortamlarda oluşturulan birçok proje bulunmaktadır. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Teknoloji ve işaret dili: Dijital platformlar ve yapay zeka araçlarının işaret dilleri üzerindeki etkileri 8 Nisan 2025 Yazar: İrem Erdönmez İşaret dili kullanıcıların dil edinimlerine yardımcı olmak ve onlarla olan bağı güçlendirmek, topluma katılımlarını kolaylaştırabilmek adına dijital ortamlarda oluşturulan birçok proje bulunmaktadır. İşaret dili; kişinin kendini ifade etme istediği nedeniyle ellerini önceden belirlenmiş sembolleri kullanarak karşısındaki kişiye duygu veya düşüncelerini anlatmaktır. Bu geliştirilmiş semboller ise evrensel olmayıp her bir ülkeye ait farklı standartlar bulunmaktadır. İşaret dilleri bağlı oldukları ülkenin sözsel diline alternatif olarak oluşturulmuş dil yapıları değildir aksine aynı ülkeye ait olan sözsel ve işaret dillerin gramatik yapılarında bile farklılıklar gözlenir. Türkiye’de en son sayımda 89.000 (Vikiped, 2024) kişi işaret dili kullanıcısıdır ve bu sayı gittikçe artmakta olup işaret dili kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş dijital projelerin önemin de artmıştır. Dijital platformlar sayesinde işaret dili kullanıcılarının işaret dilini öğrenmesi kolaylaşmış ve yayılımıyla birlikte farkındalık da artmaya başlamıştır. İşaret dili öğrenimi ve çeviri yapma amaçlarıyla oluşturulmuş dijital platformlardan bazılarına SignSchool (SignSchoolbeta, tarih yok) ve SignIt ASL (ASL, tarih yok) olarak örnek verilebilir. Bu mobil uygulamalarda özellikle American Sign Language (ASL)’le alakalı çeşitli eğitici videolar, bilgi kartları ve egzersizler bulunmaktadır. Bu uygulamalar işaret dili öğrenenler için ulaşılır bir alternatif olmasına rağmen her işaret diline ait alıştırmalar ve etkinlikler bulunmamaktadır. Yapay zeka ile oluşturulmuş işaret dili tanıma programları da işaret dili kullanıcıları için alternatif bir uygulamadır. Bu uygulamaların içinde diyalog bulunan videolara sahip olması, görsel veri girişlerini yazılı metne veya işaret diline dönüştürebilmesi ve aynı şekilde işaret dilini de yazılı metne ya da sözel veriye dönüştürebilmesi sayesinde bu uygulamaların popülerliğini artmıştır. Bunlara örnek olarak Google'ın Yapay Zeka Projesi (Google DeepMind, tarih yok)gösterilebilir. Bu projeler gerçek zamanlı konuşmaları birbirine çevrilebildiği için işaret dili kullanıcılarıyla olan etkileşimi arttırmaktadır ancak hala bir proje olup çevirilerde bazı hataların olması olasıdır. Bu uygulamalara bir diğer örnek olarak da Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisi kullanılarak sanal ortamda işaret dili öğrenimi veya öğretimi sağlanılabilmektedir. Herkesin ulaşabileceği bir başka uygulama ise Youtube ’dur. İçerisinde ücretsiz dersler bulunmaktadır. Konuşmayı metne dönüştüren yardımcı teknoloji araçları ise metini işaret diline çevirebilmektedir. Örnek olarak Google Live Transcribe (transkriptor.com, tarih yok) ve Dragon NaturallySpeaking (Wikipedia, 2024) uygulamaları verilebilir. İşaret dilinin yaygınlığını ve öğrenilebilirliğini arttırmak için dijital platformlarda oluşturulan uygulama ve projelerin kapsamını ve kullanımını değerlendirebilmek için bu makalede nitel analizlere, makalelerin incelenmesine ve gözlemlere başvurulmuştur. Kullanılan bu platformların gelişimi ve çoğalmasına dair bulguların araştırılması için konu üzerine yazılan çeşitli raporların özeti kullanılmıştır. Dijital ortamlarda da teknolojinin ilerlemesiyle birlikte yayılmaya başlayan işaret dili öğrenimi ve bu dili kullananların topluma katılımını arttırmak için yapılan çalışmalardan bazıları bu makalede örneklenmiştir. İşaret dili kullanıcıları kadar bu dili kullanmayan insanlarında, kullanıcıların ihtiyaçlarının farkına varmasında ve bu dillere olan ilginin artmasını da sağlamıştır. Farkındalığın artmasıyla birlikte bu kullanıcıların iş dünyasına da katılımı sağlanmaktadır. Aktif olarak kullanıcısı bulunan ve örnek olarak verilen dijital projelerinin birçoğu belli başlı işaret dillerinin eğitimini ve çevirisini sağlamaktadır. Örneklerde verdiğimiz projelerin birçoğu Türk işaret dili gibi kullanıcısı diğerlerine oranla daha az yaygın olan diller bazı programlarda desteklememektedir veya çevirileri sorunludur. Sözel dillerin yanı sıra işaret dillerinin de dijital ortamlarda yaygınlığının artması işaret dili kullanıcıları ve öğrenmek isteyen bireyler için önemli birer gelişmedir. İşaret dillerinin öğrenimi ve farkındalığının yayılması da bu projelerle daha da hız bulmuştur. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte sözel dillere oranla kullanıcısı daha az bulunan işaret dili kullanıcılar için bu gibi programların her bir işaret dilini kapsayabilecek bir projenin geliştirilebilirliği ön görülmüştür. Referanslar: ASL, S. (tarih yok). SignIT ASL . SignIT ASL: https://www.signitasl.com/?utm_source=chatgpt.com adresinden alındı Google DeepMind . (tarih yok). Gemini.02: https://deepmind.google/technologies/gemini/ adresinden alındı SignSchoolbeta. (tarih yok). SignSchoolbeta . SignSchool: https://www.signschool.com/?utm_source=chatgpt.com adresinden alındı transkriptor.com . (tarih yok). transkriptor: https://transkriptor.com/audio-to-text/?utm_agid=1322714883751017&utm_adgroup=&creative=&device=c&placement=&targetid=kwd-82670817160085:loc-182&matchtype=p&network=o&devicemodel=&msclkid=aa3e0cbbf232155f3f546b1c4cd2eeb2&utm_source=bing&utm_medium=cpc&utm adresinden alındı Vikiped . (2024, Kasım 13). Türk İşaret Dili: https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_%C4%B0%C5%9Faret_Dili adresinden alındı Wikipedia . (2024, Eylül 18). Dragon NaturallySpeaking: https://en.wikipedia.org/wiki/Dragon_NaturallySpeaking adresinden alındı Teknoloji ve Dil Son Yazılar 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla

  • Teknoloji̇ Sanat Dünyasini Nasil Deği̇şti̇rdi̇?

    Teknoloji, dijital sanat, üç boyutlu baskı, sanal gerçeklik ve yapay zeka sanatı gibi yeni sanat dallarının ortaya çıkmasına ve sanatın küresel kitlelere daha erişilebilir hale gelmesine olanak sağlamıştır. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Teknoloji̇ Sanat Dünyasini Nasil Deği̇şti̇rdi̇? 14.07.24 Yazar: Rüyal Turunç Teknoloji, dijital sanat, üç boyutlu baskı, sanal gerçeklik ve yapay zeka sanatı gibi yeni sanat dallarının ortaya çıkmasına ve sanatın küresel kitlelere daha erişilebilir hale gelmesine olanak sağlamıştır. Hayatımızda oldukça büyük bir rol alan teknoloji geçmişten günümüze sanat dünyasında nasıl değişikliklere sebep oldu? Sanatçı ve sanatseverlerin deneyimleri teknoloji ile ne gibi değişikliklere uğradı? Bu makale teknolojinin sanatsal yaratıcılık, sanatın üretim ve tüketim aşamaları, sanatın erişilebilirliği üzerine etkilerini inceler. Teknolojinin gelişmesiyle birçok diğer alanda olduğu gibi sanatta da dijital araçlara yönelim çoğaldı. Bunun sonucunda da dijital sanat, üç boyutlu baskı, sanal gerçeklik ve yapay zeka sanatı gibi teknoloji ve sanatın bir arada kullanıldığı yeni sanat dalları türedi. Birçok araştırmaya göre teknoloji, sanata erişilebilirliğin artması, sanat ufkunun genişlemesi ve dünyanın dört bir yanından insanların çeşitli sanat deneyimleri edinmeleri konusunda başarıya ulaştı. Sanatın Üretim Aşaması Sanatçıların dijital araçlara yönelmesiyle sanatın üretim aşaması köklü değişikliklere uğradı. Dijital sanatla grafik tasarım yazılımları ve bilgisayar programları kullanan sanatçılar geleneksel tekniklerle ulaşmanın mümkün olmadığı sanat biçimlerini deneyimleme fırsatı buldu. İlk defa Dr. Kodama tarafından 1981 yıllarında geliştirilen üç boyutlu baskı makinesi gibi teknolojik araçlar sayesinde karmaşık şekil ve desenleri fiziksel olarak üretebilmek mümkün hale geldi. Yapay zeka sanatta ilk kez Harold Cohen’in 1960’lı yılların sonlarında geliştirdiği AARON adlı programla kullanıldı. Sanatçılar yapay zekanın makine öğrenme algoritmalarını kullanarak sanat eserleri üretebilmeye başladı. Ayrıca sanal gerçeklik gibi fizik kurallarının göz ardı edilebildiği ortamlar sayesinde sanatçılar hayal güçlerini serbest bırakabildiği tasarımlar üretebilmeye başladı. Bunların yanı sıra teknolojik araçların sanat üretiminde kullanılabilmesi sayesinde isteyen herkes fazladan ekipman ihtiyacı duymadan kolaylıkla sanat icra edebilmeye başladı. Sanatın Erişilebilirliği Teknoloji sayesinde internet ve sosyal medya yoluyla paylaşılan eserleri saniyeler içerisinde küresel kitlelere ulaştırabilmek mümkün hale geldi. Aynı zamanda sanal gerçeklikle birlikte sanal müze turları ve sergiler düzenlenerek dünyanın dört bir yanındaki sanat eserlerine erişim kolaylaştırıldı. Sanat eserlerine olan erişimin artmasıyla sanat ile ilgili bilgi edinmek kolaylaştı. Bu sayede sanat icra etmeyi öğrenmek eskisinden daha kolay bir hale geldi. Sanatın Tüketim Aşaması Teknoloji ve sanatın birlikte kullanıldığı sanat tüketiciye geleneksel yöntemlerle icra edilen sanattan çok daha farklı bir deneyim sunmaktadır. Örneğin fizik kurallarına bağlı olmayan sanal gerçeklik sayesinde insanların fiziksel alemde sahip olamayacağı deneyimler edinmelerine olanak sağlandı. Sanal turun ilk örneği 1994’te yapılmıştı ve İngiltere’deki Dudly kalesinin 1550’lerdeki üç boyutlu gezisini içermekteydi. Yapay zekanın sanatın analizinde kullanılmaya başlamasıyla da sanat eserlerinin anlamları daha iyi kavranmaya başlandı. Bu makale halihazırda bulunan araştırmaların incelenmesi ve yapılan literatür taramalarıyla edinilen bilgilere dayanılarak yazılmıştır. Teknoloji sayesinde sanat hem sanatçı hem de sanatseverlere geleneksel yöntemlerle edinemeyecekleri deneyimler sunmaya başladı. Sanatın yaratımından tüketimine kadar tüm aşamaları teknolojiden büyük ölçüde etkilendi. Bütün bu verilerin yanında teknoloji ve sanatın birleştiği noktalarda tartışmalı bazı konular da yok değil. Örneğin Pinot’s Palette Naperville tarafından yazılan Art and Technology makalesinde teknolojinin sanata yeni yaratıcılıklar kazandırdığı söylenirken ArtThou'da yazılan The Impact Of Technology On Art makalesinde teknolojik kapasitenin çoğalmasıyla yaratıcılığın köreldiği görüşü öne sürülmüştür. Aynı şekilde sanatta yapay zekanın kullanımıyla ilgili de farklı görüşler mevcut. Kimileri yapay zeka sayesinde orijinal sanat eserleri üretilebildiğini düşünürken kimileri ise yapay zekayla üretilen sanatın özgün olmadığını ve sadece teknolojik bir gelişme olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Teknoloji sanatın evrimleşmesini sağlamıştır. Teknolojiyle sanatta yeni çalışma şekilleri türemiş ve sanatın tüketim deneyimlerinde köklü değişimler elde edilmiştir. Bununla beraber özgünlük ve sanatsal yaratıcılık ile ilgili tartışmalar ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak teknolojinin sanatı dönüştürüp geliştirdiği yadsınamaz. Sanatçıları olduğu kadar sanatseverleri de bir o kadar etkileyen teknolojik gelişmelerle yeni sanat dalları türemeye devam etmektedir. Ancak teknolojinin sanatsal yaratıcılık üzerine olan etkisi ve sanatın özgünlüğü gibi konularda bir görüş birliğine varılmamıştır. Teknoloji özgünlüğü her ne kadar köreltse de yaratıcılığı ise geliştirir. Teknolojinin sanat üzerinde yarattığı bu tür tartışmaya açık konuları daha iyi anlayabilmek için daha fazla sanatseverin görüşüne gereksinim vardır. Referanslar ArtThou. (2017 March 1). The impact of technology on art. ArtThou. https://www.artthou.co.uk/editorial/technology-on-art Pinot’s Palette Naperville. (2023 April 27). Art and technology: How technology is changing the art world. Pinot’s Palette. https://www.pinotspalette.com/naperville/blog/creative-life/-pinotspalettenaperville-art-and-technology-how-technology-is-changing-the-art-world 1605 Collective. (2023 April 6). Impact of digital technology on art. 1605 Collective. https://1605collective.com/blogs/blogposts/impact-of-digital-technology-on-art TSKB. (2024 Nisan 5). Yapay zekâ ve sanat: Yeni bir yaratıcılık dönemi. TSKB. https://www.tskb.com.tr/blog/genel/yapay-zeka-ve-sanat-yeni-bir-yaraticilik-donemi 3D Baskı Al. (2024 Ocak 9). 3D yazdırma teknolojilerinin tarihi üzerine. https://3dbaskial.com/3d-yazdirma-teknolojilerinin-tarihi-uzerine/ TSKB. (2024 Nisan 5). Yapay zeka ve sanat: Yeni bir yaratıcılık dönemi. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası. https://www.tskb.com.tr/blog/genel/yapay-zeka-ve-sanat-yeni-bir-yaraticilik-donemi#:~:text=Yapay%20zek%C3%A2%20ile%20yap%C4%B1lan%20ilk,geli%C5%9Ftirilen%20AARON%20adl%C4%B1%20programla%20ba%C5%9Flad%C4%B1 HistoryofInformation.com. (2024 Mayıs 23). The First Use of Virtual Reality in a Museum or Archeological Context. History of Information. https://www.historyofinformation.com/detail.php?id=4082 Teknoloji ve Sanat Son Yazılar 27 Mayıs 2025 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 18 Mart 2025 Dijital Zihinler: Yapay Zeka ve İnsan Sanatçılığının Simbiyotik İlişkisi Makale, yapay zekanın sanatta insan sanatçılarıyla oluşturduğu iş birliğini ve bunun yaratıcı süreçlere etkisini inceliyor. YZ, duygusal derinlikten yoksun olsa da, insan müdahalesiyle yeni sanat formları ortaya çıkıyor. Ancak, etik sorunlar (özgünlük, telif hakları) hala gündemde ve bu alanda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Daha Fazla 21 Ocak 2025 Veri Görselleştirmenin Sanatsal İfade Üzerindeki Rolü Veri görselleştirme, bilgiyi grafiksel olarak sunarak estetik ve işlevselliği birleştirir. Bu yöntem, veriyi bilgi ve sanatsal ifade olarak değerlendirir. Çalışmalar, veri görselleştirmenin estetik ve işlevsel dengesini sağladığını ve sanatla bilgi arasında bir köprü kurduğunu gösterir. Daha Fazla 24 Aralık 2024 Blockchain ve Sanat Blockchain eknolojisinin sanat dünyasında sahiplik ve doğrulama süreçlerindeki rolünü incelenirken blockchain, sanat eserlerinin dijital olarak temsil edilmesi ve ticaretinin sağlanması açısından önemli bir araç olarak öne çıkıyor. Daha Fazla 26 Ekim 2024 Heykel ve Tasarımlarda 3D Baskı 3D baskının karmaşık formlar üretimini kolaylaştırması ve sanatsal yeniliklere kapı açması vurgulanmaktadır. Stefan Maier'in "Hypnerotomachia Naturae" ve Mat Collishaw'ın "Equinox" eserleri gibi örneklerle, 3D baskının sanatsal ve teknik potansiyelleri incelenmektedir. Daha Fazla 31 Ağustos 2024 AARON: Yapay Zekanın Sanat Serüveni Yapay zeka sanatta ilk kez kim tarafından kullanıldı? Ne zaman kullanılmaya başladı? AARON'un tarihi nasıl ilerledi? Daha Fazla

Öne Çıkanlar

bottom of page