top of page
  • Instagram
  • LinkedIn
  • YouTube
  • 040b2b_ea491279772b40e59c1f037380cc484f~mv2_edited_edited

Arama Sonuçları

Boş arama ile 190 sonuç bulundu

  • Cesur Yeni Kelimeler: Yapay Zekâ Eğitimde Nasıl Devrim Yapacak| | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Cesur Yeni Kelimeler: Yapay Zekâ Eğitimde Nasıl Devrim Yapacak| 20.06.24 Yazar: Nisa Nur Taş Sal Khan tarafından kaleme alınan ve Bill Gates’in de şiddetle tavsiye ettiği kitap olan “Cesur Yeni Kelimeler: Yapay Zekâ Eğitimde Nasıl Devrim Yapacak (Ve Neden Bu İyi Bir Şey)” yapay zekânın eğitimi nasıl herkes için erişilebilir kılacağından ve kişiselleştirilmiş öğrenmenin yararlarından bahsediyor. Günümüzde Yapay Zeka’nın Eğitimde Kullanımı Günümüzde neredeyse yapay zekânın kullanılmadığı alan yok. İnsanlara kolaylık sağlaması, bireye özgü içerikler sağlaması ile yapay zekâ eğitim alanında da kullanılıyor. Yapay zekanın eğitimde kullanıldığı alanlardan en yaygınları olarak kişiselleştirilmiş öğrenme, veriye dayalı karar verme, özel gereksinimi olan öğrencilere destek verme, motivasyon ve katılımı artırmak için oyunlaştırma, eğitim materyalleri oluşturma sayılabilir. Yapay zekânın eğitim alanında gelişmesiyle çevrimiçi eğitim platformları da bu teknolojiyi kullanmaya ve öğrencilerine daha özgün içerikler sunmaya başladı. Sal Khan tarafından yazılan “Cesur Yeni Kelimeler: Yapay Zekâ Eğitimde Nasıl Devrim Yapacak (Ve Neden Bu İyi Bir Şey)- “Brave New Words: How AI Will Revolutionize Education (And Why That’s a Good Thing)- " kitabında, 14 Mayıs 2024, Sal Khan, yapay zekânın eğitim alanını kökten bir şekilde nasıl değiştirebileceğini ele alıyor. Yayımlandığı gibi büyük bir ses getiren bu kitabı Bill Gates de öneriyor.. Khan Academy’nin kurucusu olan Sal Khan, teknolojinin eğitimi herkes için erişilebilir kılma ve kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunma potansiyelinden bahsetmektedir. Eşitlik ve Erişilebilirlik Sal Khan, yapay zekânın eğitimdeki en önemli ve güçlü yanlarından birinin eğitimde eşitliği artırma potansiyeli olduğunu savunuyor. Teknolojinin gelişmesiyle farklı şekillerde öğrenmeye başlayan öğrenciler için geleneksel eğitim sistemleri uygun değildir. Özellikle farklı geçmişlerden gelen ve dezavantajlı topluluklardan gelen öğrenciler için. Yapay zekâ, bu açığın kapatılmasına yardımcı olarak her öğrenciye geçmişlerine, maddi durumlarına ve yaşadığı coğrafyaya bakmaksızın yüksek kaliteli eğitim kaynakları ve destek sağlayabilir. Bu yenilik, her öğrencinin başarılı olma şansını artırarak eğitimdeki eşitsizlikleri azaltabilir.[2] Pratik Uygulamalar ve Örnekler Khan, kitabında yapay zekanın eğitim araçları ve platformlarına nasıl entegre edildiğindinden de bahsediyor. Örneğin, Khan Academy, Khanmigo adı verilen bir yapay zekâ aracı kullanmaktadır. Khan Academy, üretici yapay zeka ile yüksek kaliteli metin ve görüntüler oluşturabilen bir yapay zeka türü, mevcut akıllı öğretmenlerdeki boşlukları doldurabileceğinden ve iyi öğrenci öğrenme uygulamalarını ölçeklendirebileceğinden bahsetmektedir. [5] Kişiselleştirilmiş öğrenme sistemini güçlendiren bu yapay zekâ her öğrencinin performansına bağlı olarak özel alıştırma problemleri ve öğretici videolar sunmaktadır. Örneğin bir öğrencinin bir matematik konusunu anlamakta zorlandığını tespit ederse, o konuyla ilgili ek alıştırmalar veya öğretici videolar önerebilir. Öğrencilerin anında yaptıkları hatalar hakkında geri bildirim alabilmeleri, nereden yola çıkmaları gerektiğini anlamalarına yardımcı olmaktadır.[2] [3] [4] Eğitimde Yapay Zekâ ile Öngörülen Vaatler Khan, yapay zekânın her öğrenci için birer bir eğitim veren öğretmen olma potansiyelini öne sürmektedir. Yapay zekânın insan davranışlarını öğrenme, otomatik değerlendirme ve analiz etme özellikleri ile öğrencilerin öğrenme tarzını, güçlü ve zayıf yönlerini analiz ederek öğrenciye özel bir öğrenme planı öne sürebilir ve öğrenme yöntemlerini ayarlayabilir. Bu şekilde kişiselleştirme yapıldığında, öğrenciler kendi hızlarında öğrenebilirler ve her konuyu anlayabilirler. Zorluklar ve Endişeler Yapay zekâ sayesine eğitimde büyük bir kolaylık ve fayda olsa da yapay zekânın uygulanmasıyla ilgili zorluklar ve etik sorunlar da bulunuyor. Kitabında bu konuya da değinen Khan, yapay zekâ araçlarının öğretmenlerin yerini almak yerine onları desteklemek ve geliştirmek amacıyla tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Ve yapay zekâ algoritmalarında veri gizliliğinin korunması ve önyargıyı önleme hakkında tedbirlerinin alınması gerektiğini ekliyor. [3][4] Sonuç Sal Khan, mayıs ayında yayınladığı yeni kitabında teknolojinin ve yapay zekânın gelişmesi ile yapay zekânın eğitimde merkezi bir rol oynadığından, yapay zekâ sayesinde temel haklardan biri olan eğitim hakkının daha etkili bir şekilde sağlanacağından bahsediyor. Kitabında yer alan iç görüleri ve örnekleri ile Sal Khan, yapay zekânın eğitim sisteminde uygulanmasının potansiyel getirileri ve zorluklarını anlatarak yeni bir bakış açısı sunuyor. Kaynakça [1]Gates, B. (2024, Mayıs 19). “Bill Gates: Yapay zekâ eğitimi hakkında bu yeni kitabı okumalısınız.” CNBC. [2]GeekWire. (2024, Mayıs 19). “Bill Gates: Yapay zekâ 'herhangi bir insan kadar iyi bir öğretmen' olacak, ancak eğitimdeki getiriler zaman alacak”. [3]CNBC Africa. (2023, Eylül 13). “Bill Gates, sağlık ve eğitimde yapay zekâdan 'heyecan duyduğunu' söylüyor. “ [4]Globe Echo. (2024, Mayıs 14). Yapay zekâ devrimini yönlendiren startup'ların tam listesini inceleyin: 2024 CNBC Disruptor 50 şirketleri ile tanışın. [5] Khan Academy. (2023). How we built AI tutoring tools. [6] Khanmigo. (2023). Khan Academy's AI-powered tutor. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Yapay Zeka ve Çok Dillilik: Yapay zekanın dijital ortamda çok dilliliği teşvik edici rolü ve etkileri

    Dijital çağın ürettiği ve şuan da dünya çapında milyonlarca kullanıcısı bulunan AI platformların (ChatGPT, Microsoft Copilot, Claude vb.) kullanıcılarının farklı kültür ve dillere sahip bireylerden oluştuğu bu çoklu dil ortamında çok dilliliğin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Yapay Zeka ve Çok Dillilik: Yapay zekanın dijital ortamda çok dilliliği teşvik edici rolü ve etkileri 31 Aralık 2024 Yazar: İrem Erdönmez Dijital çağın ürettiği ve şuan da dünya çapında milyonlarca kullanıcısı bulunan AI platformların (ChatGPT, Microsoft Copilot, Claude vb.) kullanıcılarının farklı kültür ve dillere sahip bireylerden oluştuğu bu çoklu dil ortamında çok dilliliğin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Gelişen teknoloji ve yeni üretilen AI modellerle birlikte bu sanal ortamlarda bulunan kullanıcılarının sahip olduğu farklı dillerin bu dil havuzunda bulunan her kullanıcıyı pasif bir dil öğrencisi yapmakta kalmayıp aynı zamanda çok dilli (multilingual) fikrini aşılamaktadır. Bu kullanıcılar sanal ortamlarda kendi ana dillerini kullanmanın yanında başka dilleri öğrenebilecekleri birer öğretmen-öğrenci ilişkisinde bulunurlar. Yapay zekanın kullanıcılarına sunduğu bu ortamda, AI botlarını dil öğrenmek adına kullanabileceğimiz bir ortamı kullanıcılarına sağlamaktadır. Bu da her kullanıcının kendi evinde herhangi bir dil üzerinde uzmanlaşmasının yolunu açıp çok dillilik kavramına olumlu bir katkısı bulunmaktadır. Bir veri girişi ile AI botlarıyla sohbet edebilir oluşu ve bu sohbeti yönlendirilebilmesi dil öğrenimi açısından oldukça yararlı bir sanal kaynak oluşturmasıyla birlikte dillerin dört özelliğini (konuşma, dinleme, okuma, yazma) birden çalıştırıp gerçek bir dil öğrenme ortamı oluşturulmasına da yön vermiştir. Bu sanal ortamlarda oluşturulabilecek bireysel ve grup dil sınıflarıyla birçok kişinin başka kültürleri öğrenme ve dil becerilerini geliştirmenin yanında bu ortamlarda aynı zamanda akranın akrana öğretmesini destekleyerek dil öğrenimine pekiştirici bir özellik katmaktadır. (Schneider, 2022) ’in “Çok Dillilik ve Yapay Zeka: Dijital Kapitalizm Çağında Dilin Düzenlenmesi” adlı makalesinde, “Günümüz toplumlarında işaretlerin incelenmesi ticari dil teknolojilerinin rolünü göz ardı edemez. Makine çevirisi ve otomatik yazım denetiminden sesli asistanların kullanımına kadar, dil teknolojileri pek çok insanın, özellikle de baskın sosyal konumlara sahip olan ve işi içerik, değer ve bilgi yaratmak olanların hayatında her yerde mevcuttur.” İfadesiyle birlikte bu makale, dijital dil teknolojisi ile çok dillilik, dil çeşitliliği ve dil prestijiyle ilgili dilin üst göstergebilimsel yorumları arasındaki karşılıklı ilişkilere odaklanmaktadır. Dilleri söylemsel yapılar olarak inceliyor ve medya teknolojisinin dil ideolojisini şekillendirmedeki rolünü gözden geçirerek yazı ve matbaanın modern dil kavramları üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. (Lindsey Braisted, 2024) ’ın “Çok Dilli Öğrenenleri Desteklemede Yapay Zekanın Gücü” adlı makalesinde ise ChatGPT veya Gemini gibi mevcut üretken yapay zeka sohbet robotları, bu görevde zamandan ve hayal kırıklığından tasarruf sağlayabilir. Sohbet robotuna ders hedeflerinizi sağlamanız ve ardından yapay zekadan öğrencinizin dil düzeyine ve sınıf düzeyine göre dil hedefleri oluşturmasını istemeniz yeterlidir fikrini savunmuştur. AI bazlı oluşturulmuş bu ortamların çoklu dil öğretimi ve öğrenimi üzerindeki etkilerini ve kapsamını araştırabilmek için bu makalede gözleme ve kullanıcıların bireysel yorumlarından yararlanılmıştır. Literatür taraması ve makaleler ile bu gözlemler daha da somutlaştırılmış olup çoklu dillerin kullanımının ve bu kullanımların başarı düzeyleri bu taramalar ile tamamlanmıştır. Her bir sanal kullanıcının birer pasif dil öğrencisi olduğu ve bu öğrenmelerin aynı ortamlarda oluşturulan amaçlı ve hedefli kurulan bir sınıfta bu öğrenmelerin daha da anlamlandırılabileceği gözlenmiştir. Bu öğrenmelerin desteklenmesi akranlar ve bireysel şekilde sağlanabileceği de ortaya konulmuştur. Yapay destekli oturumlarda bulunan kullanıcıların bu ortamları kullanma amaçları doğrultusunda çok dilli bir gelecek neslin kurulmasında bu teknolojilerin önemli birer rolü olduğu görülmüştür. Sanal ortamların kullanımının tamamen kullanıcının isteği ve amaçlarına göre şekillenmesinden dolayıdır ki dil öğrenimi desteklense bile çoklu dil kullanıcılarının oluşması her kullanıcı için geçerli olamayabilmektedir. Kullanıcıların pasif bir şekilde dil öğrenmelerinin yanı sıra aktif beyni uyarmadıkları müddetçe sadece pasif şekilde dil öğrenimi hem zaman almakta hem de kişilerin kendi yetenek ve becerilerine göre çok dilliliğin oluşmasının olasılığını azaltacak faktörlerdir. Kullanıcıların bulundukları bu ortamların bilinçli bir şekilde kullanımı ile çoklu dil öğreniminin ve aynı zamanda bu ortamlarda farklı dillerin öğreniminin önü açılmış olur. Dil öğrenme amacı dışındaki kullanıcıların farklı dil kullanıcılarıyla bir arada olacağı düşünülürse pasif öğrenmeden kaçınmak bu ortamlarda neredeyse imkansız denilebilmektedir ancak çoklu dil toplumları oluşturabilmek için pasif dinlemenin yetersiz olduğu da açıktır. Kullanıcıların amaçları ve istekleri doğrultusunda yapay zeka araçlarını kullanmalarıyla birlikte dil öğrenimi ve dil öğretiminin okul dışında da sürdürülebilir olması ön sürülmektedir. Referanslar: Lindsey Braisted, N. B. (2024). The Power of Artificial Intelligence in Supporting Multilingual Learners. International Literacy Association . Schneider, B. (2022). Multilingualism and AI: The Regimentation of Language in the Age of Digital Capitalism . ResearchGate , 1-2. Teknoloji ve Dil Son Yazılar 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla

  • Teknoloji ve Yapay Zekanın Diyabet Üzerindeki Olumlu Etkisi | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Teknoloji ve Yapay Zekanın Diyabet Üzerindeki Olumlu Etkisi 13.07.24 Yazar: Neris Öncü Yapay zeka destekli sistemler ve mobil uygulamalar, diyabet hastalarının glikoz seviyelerini izlemeyi ve yönetmeyi kolaylaştırarak kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunmaktadır. Bu teknolojik ilerlemeler, hastaların yaşam kalitesini artırmayı ve diyabet yönetimini daha etkin hale getirmeyi amaçlamaktadır. Diyabet, vücuttaki pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi durumunda gelişen bir hastalıktır. Diyabet teknolojilerinin diyabeti kontrol etmeye yardımcı olduğu, kişisel bakım maliyetini azalttığı, glisemik kontrolün kalitesini arttırdığı literatürde belirtilmektedir. Çalışmada belirlenen amaç, diyabet teknolojilerinin bireyler üzerine etkisinin tespit edilmesi ve diyabet ile ilişkisinin belirlenmesidir. [1] Teknoloji görünenin ötesindedir. Sağlık alanına olan katkısı gün geçtikçe genişlemektedir. Diyabet de bunlardan biridir. Akıllı ve teknolojik sistemler ile hastaların bilgilendirilmesi, uyarılması, tavsiyeler verilmesi ve hatırlatıcı niteliğinde olması teknolojinin diyabet ve sağlık hizmetlerini ne kadar kolaylaştırıyor olduğuna büyük bir örnektir. Gelecek yıllarla beraber diyabet tedavilerinin büyük oranda kolaylaştırılacağı tahmin edilmektedir. Günümüzde tıbbi cihaz firmaları IBM’in büyük veri analitiği ve yapay zekâ çözümlerini kullanarak kişiselleşmiş sağlık çözümleri üretiyor. Medikal teknoloji ve tıbbi cihaz konularında lider şirketlerden biri olan Medtronic, IBM Watson yapay zeka platformunu kullanarak Sugar.IQ adıyla diyabet yönetiminde ilk idrak ve öğrenme yeteneği olan sistemler diye tanımladığımız kognitif aplikasyonu geliştiriyor. Sugar.IQ diyabet hastalarının yaşamlarını idame ettirebilmeleri için gereken tüm hastalık veri dokusu ve değişimlerini gerçek zamanlı olarak takip ediyor. IBM Watson Health Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölge Satış Direktörü Afşar Akal Sugar.IQ hakkında şöyle bilgilendirme yapıyor: “Diyabette hasta özelinde önceden bilinmeyen bir dolu veri dokusu mevcut. Çözüm ise hastalara kişisel ve günlük içgörü ve öngörüler sunarak sağlıkları konsunda endişe duymalarınının önüne geçiyor ve böylece diğer sağlıklı insanlar gibi yaşamlarını özgürce ve doya doya devam ettirebilmelerini sağlıyor. Bunu kişisel bir asistan olarak düşünün. Arkasında güçlü bir yapay zeka platformu bulunuyor. Ayrıca, Sugar.IQ diyabet hastalarının hastalıklarıyla ilgili sorabilecekleri anlık sağlık durumları, zindeliklerini koruyabilme adına hastalık sürecinin gidişatı ve ne gibi aksiyonlar almaları gerektiği ile ilgili hemen hemen tüm sorulara cevap sağlayabiliyor.” Öte yandan, hastaların tekrar tekrar bu uyarım ve geri bildirimlerden yola çıkarak sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturabildiklerini belirten Afşar Akar sözlerine şunları da ekliyor: “Kişisel glisemik asistan aracılığı ile yapay zeka platformuna soru sorulabiliyor. Ayrıca yenilen tüm yiyecekler düzenli olarak kayıt altına alınarak bir takım besinlerin kendi bünyelerinde ne tip glükoz seviye değişimi gösterdiği gözlemlenebiliyor.” [2] Bahçeşehir Üniversitesi, Yale Üniversitesi ve Uluslararası Pediatrik ve Ergen Diyabet Derneği (ISPAD) güçlerini birleştirerek diyabet alanına rehber olacak bir mobil uygulama geliştirmektedir. Türkiye’de hayata sunulan bu çalışma diyabet hastalarına kolaylık sağlayacağı ve hayatlarına rehber olacağı düşünülmektedir. [6] Early stage diabetes risk prediction veri seti, 2020 yılında Bangladeş de bulunan Sylhet Diabetes hastanesindeki hastaların kayıtlarından elde edilen verilerden yeni diyabetik hasta teşhisi için hazırlanmış bir veri setidir. Yapay zeka ve makine öğrenimi ile yapılan bu veri setinin diyabet hastalarına ışık olacağı tahmin edilmektedir. [7] David C. Klonoff, David Kerr, Juan Espinoza editörlüğünde yazılan “Diabetes Digital Health, Telehealth, and Artificial Intelligence” adlı kitapta diyabette yapay zekanın etkisi, tele sağlık ve yapay zekanın sağlık alanına olan katkıları gibi pek çok konu işlenmiştir. Gourav Bathla , Sanoj Kumar , Harish Garg , Deepika Saini editörlüğünde yazılan “Artificial Intelligence In Healthcare” adlı kitapta diyabet ve hipertansiyon üzerinde yapay zekanın etkisi ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama için teknoloji ve diyabetle ilişkili güncel kaynaklar incelenmiş ve gözden geçirilmiştir. -7/24 Takip: Günün her vakti yapılan ölçümler ile anormal durumlar tespit edilmektedir. -Kişiye Özel Tedavi: Kişiselleştirilmiş tedavi sayesinde vakit kaybı yaşamadan en etkili tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. -Diyabet Kontrolü: Çeşitli uygulama ve programlar ile hastalığın kontrolü sağlanmakta ve yönetilmektedir. Sonuç olarak, sürekli takip, kişiselleştirilmiş tedavi, diyabet kontrolü vb uygulamalar sayesinde hastalar hastalıktan alabilecekleri en minimum hasarı almaktadır. Hızlı ve etkili teşhisler ve tedavi yöntemleri sayesinde hastaların memnuniyeti arttırılmaktadır. Teknolojinin diyabet yönetimindeki olumlu etkileri göz ardı edilemez. Ancak, etik ve pratik sonuçlar da dikkate alınarak, hasta yararını gözeten, şeffaf ve adil bir şekilde kullanılması önemlidir. Gerçekleştirilen analizlerin, çalışmanın başlangıcında oluşturulan “Diyabette teknoloji kullanımının artması ile diyabetli bireylerin hayat kalitesi artacağından diyabet kabulü sağlanacaktır, ayrıca diyabet kabulünün sağlanması ile diyabet teknoloji farkındalığı ve kullanımı da artacaktır.” hipotezini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. [1] Gelecekte sağlık ve diyabet alanında yapılabilecek teknolojik gelişmeler için teknoloji farkındalığının oluşturulması önemlidir. Referanslar [1] Dergipark (2023, Eylül 1) “Diyabet Teknolojilerinin Diyabetli Bireyler Üzerindeki Etkisi Ve Diyabet Kabul Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi” [2] Hospital Manager (2018, Şubat 23) “Yapay Zeka İle Diyabet Yönetimi” [3] Dakik (-) “Sürekli Glikoz İzleme Sistemi (CGM) Nedir?” [4] Tek Doz Dijital (2016, Temmuz 29) “Diyabet Hastalarının Yeni Yardımcısı: Dijital İnsülin Kalemi InPen” [5] Koç Üniversitesi (-) “Diyabet Yönetimide Dijital Sağlık Uygulamaları: Faydaları Ve Zorlukları” [6] Bahçeşehir Üniversitesi (-) “Yapay Zeka Şeker Hastalarına Rehber Olacak” [7] Dergipark (2023, Haziran) “Yapay Zeka Yöntemleriyle Erken Evre Diyabet Risk Tahmini” Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler 13.08.25 Yazar: İrem Erdönmez Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Çevirmenlik, diller arasında ve birbirine sözlü veya yazılı olarak çevirme işidir. Günümüzde birçok kişiye istihdam sağlayan bu iş kolunun teknolojinin de çeviri üzerine yapamaya devam ettiği ve yaygınlaştırdığı yeniliklerle birlikte çeviri alanını genişletmiştir. Google Çeviri uygulaması gibi uygulamalara ek olarak getirilen sesli çeviri gibi değişikliklerin yanı sıra, sadece çeviri odaklı gelişmiş uygulamalar da kullanıcılara sunulmuştur. Gittikçe gelişen ve kendini yenileyen online çeviri siteleri ve uygulamalarının yaptıkları çeviriler ile bu alanda profesyonellerin ortaya koydukları ürünlerin karşılaştırılması ise kaçınılmaz olmuştur. Hızlı ama kültürel aktarımı tam başaramayan online çeviriler ile daha uzun zamanda yapılan ve üstünde çalışan kişinin profesyonel yetkinliğiyle orantılı kalitede çıkan ürünler arasındaki tartışma büyümektedir. Bu bağlamda çevirinin kalitesinin yanında hız da önemli bir faktör olmasıyla birlikte online çevirilerin kullanıcısı da giderek artmaktadır. Yapılan çevirilerin kalitesini belirleyen faktörler; dil bilgisi ve anlam doğruluğu, kültürel uygunluk, terminolojiye uygunluk, bağlam bilgisi, hedef kitleye uygunluk, tutarlılık, yazım ve noktalama kuralları olarak 7’ye ayrılabilmektedir. Bunların içinden online çevirilerdeki hata oranının en yüksek bulunduğu faktör ‘kültürel uygunluk’ olarak belirlenmiştir. Bu faktörün oluşumundaki en büyük neden olarak ise kodlarla çalışan bu çeviri uygulamalarının sözcük-sözcük çeviri bazlı çalışmasından kaynaklanmaktadır. Yani atasözleri veya deyimler gibi sözün üstündeki anlamların olduğu cümle gruplarının birbirleriyle aynı kültüre karşılığı olmayan bir diğer dile çevriminde anlam karşıya istenildiği gibi geçirilemez. (Xiao, 2022) makalesinde kapsamında yapılan bir araştırma sonuçları belgelenmiştir; Araştırma sonuçları, yapay zekâ makine çevirisinin tercümanlığın yerini almasının önündeki zorlukların başlıca nedenlerinin; dilin öznel yapısı, büyük veride mizah ve diğer duyguları anlayamama, ve konuşmayı doğru şekilde tanıma güçlüğü olduğunu göstermektedir. Katılımcıların %38’i yapay zekâ makine çevirisinin en büyük engelinin duygu eksikliği olduğunu düşünürken, %28’i dilin öznelliğini, %25’i ise dil tanıma sorununu ana engel olarak görmektedir. (Nusratillokhon Mirzakhodjaev, 2025) makalesinde ise deyimsel ifadeler, kültürel incelikler ve bağlama özgü ayrıntılar gibi konularda yaşanan zorluklar gibi eksikliklere de dikkat çekilmektedir. Öte yandan, insan çevirisinin, karmaşık bağlamları yorumlama ve orijinal ton ile amacı koruma konusunda başarılı olduğu ortaya konmuştur, her ne kadar bu yöntem daha yavaş ve tutarsız olma eğiliminde olsa da. (Munnukka, 2022) makalesinde sonuç olarak, makine çevirisinin geleceği umut verici görünmektedir. Bu durum çevirmenlerin çalışma biçimini etkileyecek olsa da, profesyonel insan çevirmenlere duyulan ihtiyacın ortadan kalkması pek olası değildir. Çalışmanın teknik yönleri değişebilir, ancak uzmanlık gerektiren rol aynı kalacaktır. (HUTCHINS, 2001) makalesinde profesyonel çevirmenler, üretkenliklerini artırmalarını ve tutarlılık ile kaliteyi geliştirmelerini sağlayacak geniş bir yelpazeye sahip bilgisayar destekli çeviri araçlarının desteğine sahip olacaklardır. Kısaca söylemek gerekirse, otomasyon ve makine çevirisi (MT) çevirmenlerin geçim kaynakları için bir tehdit oluşturmayacak; aksine, daha fazla iş imkânının kaynağı olacak ve önemli ölçüde iyileştirilmiş çalışma koşullarına ulaşmanın bir yolu olacaktır. Çevrilerin online ve insan bazlı olmak üzere ikiye ayrılıp ortaya çıkan ürünler hakkında yapılan eleştiriler, görüşler, tahminler üzerine geniş bir değerlendirme yapabilmek için bu makalede online forumlar, kullanıcı gözlemleri, profesyonellerin gözlem ve değerlendirmesinin yanı sıra nitel gözlemlere yer verilmektedir. Raporun geçerliliği adına bu konu üzerinde yazılmış makale ve raporlar da birincil kaynak olarak kullanılmıştır. Kullanıcıların çeviri yapma seçiciliğini etkenlerden en önemli özelliklerin çevirinin doğruluğu ve geçerliliği bunun yanında çeviri için beklenilen süre olmuştur. Online çevirilerin kullanıcıya anında sesli veya yazılı şekilde çeviri olanakları sunması nedeniyle daha çok kullanıcıyı kendine çekmektedir. Bunun yanında insan bazlı çevirilerin kültürel özellikleri daha doğru şekilde sunması ise kullanıcıların bazılarının modern çeviri uygulamalarının henüz insan çevirilerinden geride olduklarını savunmaktadırlar. Bulunan bulgularla birlikte kullanıcıların birçoğunun online çeviriyi, profesyonellerin yaptıkları çeviriye tercih ettikleri sayıca görülmüştür. Bunun nedenlerinden biri olarak ise teknolojinin kullanıcılara sunduğu hız ve yaygınlığı olarak nitelendirebilmek mümkündür. Çevirilerin kalitesi altında bahsedilen hız ve doğruluk açısından ise online çevirilerin kalitesinin hala geliştirilmekte olduğu, AI sistemlerinin hala dil üzerine geliştirildiği görülmüştür. Hız faktörü olarak ele alındığında online çevirilerin insan çevirilerine göre daha çok kullanıcısın bulunduğu ancak çevirilerin doğruluğunun eş orantılı olmamasıyla birlikte AI çeviri uygulamalarının insan bazlı çevirilerin önüne geçmesi ihtimali henüz sadece bir ihtimal olup ilerleyen yıllarda çevirmenlerin yerini alma ihtimalinin ise düşük olduğu belirtilmiştir. Referanslar: HUTCHINS, J. (2001). Machine Translation and Human Translation:In Competition or in Complementation? University of East Anglia . Munnukka, A. (2022). ARE HUMAN TRANSLATORS BECOMING EXTINCT?– Past, Present and Future. University of Eastern Finland, Philosophical Faculty . Nusratillokhon Mirzakhodjaev, O. Y. (2025, Nisan 21). MACHINE TRANSLATION VS HUMAN TRANSLATION: EVALUATING ACCURACY AND EFFECTIVENESS. inLibrary , s. 15-24. Xiao, T. (2022, Mart 04). Research on Overcoming about Language Barriers of AI Machine Translation replacing Interpreting under Information Technology. Association for Computing Machinery , s. 12-20. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Yapay Zeka İle Covid-19 Sonrası Ruh Sağlığı Destek Si̇stemleri | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Yapay Zeka İle Covid-19 Sonrası Ruh Sağlığı Destek Si̇stemleri 28.01.25 Yazar: Neris Öncü COVID-19 sonrası dönemde, yapay zeka destekli ruh sağlığı sistemleri bireylere kişiselleştirilmiş ve erişilebilir destek sağlama potansiyeline sahiptir. Ancak, veri güvenliği, etik sorunlar ve dijital okuryazarlık gibi zorluklar, bu sistemlerin yaygın kullanımını engelleyebilir. COVID-19 pandemisi, bireylerin psikolojik sağlık durumunu olumsuz etkileyen stres, belirsizlik ve izolasyon gibi faktörlerin artmasına neden olmuştur. Depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi rahatsızlıklar dünya genelinde yükselmiştir. Ruh sağlığı hizmetlerine yönelik talebin artmasıyla birlikte, dijital teknolojilerin sunduğu yeniliklerin, bireyler üzerindeki etkisinin, veri güvenliği ile gizlilik kaygılarının ve etik konuların ele alınarak ruh sağlığı alanında daha güvenilir ve erişilebilir çözümler geliştirilmesi hedeflenmektedir. COVID-19 pandemisi, dünya genelinde ruh sağlığını olumsuz etkileyen bir kriz yaratmıştır. Pandeminin getirdiği belirsizlik, izolasyon ve kaygı nedeniyle depresyon, anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıklar artış göstermiştir. Yapay zeka, bu ihtiyaçlara yanıt vermek için ruh sağlığı alanında güçlü bir destek aracı olarak öne çıkmaktadır. Örneğin, yapay zeka destekli chatbotlar ve duygusal analiz sistemleri, bireylerin kaygı ve stres belirtilerini erken aşamada tespit edebilir ve kişiye özel destek sunabilir. [1] Frontiers in Psychology'de yayınlanan bir araştırma, COVID-19'un yol açtığı ruh sağlığı sorunlarının tanınması ve yönetilmesinde yapay zekâ tabanlı araçların potansiyelini ele alıyor. Bu çalışmada, yapay zekâ destekli çözümlerin psikolojik riskleri öngörme ve erken müdahaleyi sağlama konusundaki etkinliği tartışılmaktadır. [6] Psychiatric Times dergisinde yayımlanan bir makale, yapay zekanın psikiyatri alanındaki dönüştürücü etkisini tartışmıştır. Yapay zekanın, özellikle nadir ruh sağlığı hastalıklarının teşhisinde doğruluk oranını artırma potansiyeline sahip olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, verilerin kalitesi, şeffaflık ve yapay zeka modellerindeki olası önyargılar gibi endişelerin, klinik uygulamalarda daha geniş bir şekilde benimsenmeden önce ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. [7] COVID-19'un ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve yapay zekanın bu alanda nasıl yardımcı olabileceğini araştıran önceki çalışmalar, pandeminin yarattığı ruhsal rahatsızlıkların boyutunu ve bu rahatsızlıkları önlemeye yönelik yapay zeka çözümlerini ele almıştır. Örneğin, Frontiers’da yayımlanan bir çalışma, COVID-19 sonrası dönemde hastaların ruh sağlığı risklerini erken tespit etmek için yapay zeka destekli tanı ve izleme araçlarının önemine vurgu yapmaktadır. Bu araçlar, hasta değerlendirmelerinde insan kaynaklı hataları azaltmaya yardımcı olurken, yüksek riskli bireyleri belirleyerek erken müdahale olanağı sağlamaktadır (Frontiers, 2021). [2] IEEE Xplore'da yayımlanan bir diğer araştırma ise, yapay zeka destekli dijital ruh sağlığı uygulamalarının pandeminin ardından artan ruh sağlığı taleplerine nasıl yanıt verdiğini inceliyor. Çalışma, bu uygulamaların ruh sağlığı desteği sağlarken veri güvenliği, gizlilik ve etik konulara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dijital sağlık hizmetlerinde AI destekli çözümler, geniş kitlelere ulaşmak için bir fırsat sunarken, kullanıcı güvenliği ve etik sorumluluklar da göz önünde bulundurulmalıdır (IEEE Xplore, 2024). [3] COVID-19'un dijital sağlık sistemleri ve yapay zekâ ile ruh sağlığı tedavisine olan etkisi geniş bir şekilde ele alınmıştır. McKinsey'nin analizlerine göre, pandemi sürecinde tele-sağlık kullanımı önceki yıllara göre yaklaşık 38 kat artmıştır. Bu artış, dijital teknolojilerin ve AI uygulamalarının özellikle ciddi ruh sağlığı sorunları olan hastalara sağladığı potansiyeli gözler önüne sermektedir. Örneğin, dijital biyobelirteçler ve doğal dil işleme gibi AI tabanlı yaklaşımlar, kişilerin uyku düzeni veya sosyal etkileşimlerindeki değişiklikleri izleyerek erken uyarı sistemleri olarak kullanılabilir. Bu tür uygulamalar, ruh sağlığı sorunlarının daha iyi tanınması ve müdahalelerin zamanında yapılması için önemli bir potansiyel taşımaktadır (JAMA Network, Psychology Today). [4] [5] Çalışmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama için yapay zekanın covid-19 sürecinde psikoloji ile ilişkili gücel kaynaklar ve çalışmalar incelenmiş, gözden geçirilmiştir. 1.Dijital Sağlık Hizmetlerinin Artışı ve Etkinliği: Pandemi süreci, dijital sağlık hizmetlerinin hızlı bir şekilde yayılmasına neden olmuştur. Yapay zeka destekli uygulamalar, bireylere daha hızlı ve kişiselleştirilmiş ruh sağlığı desteği sunabilme potansiyeline sahiptir. Özellikle, tele-sağlık hizmetlerinin artmasıyla, AI teknolojilerinin terapötik süreçlerde kullanımı daha da yaygınlaşmıştır. Bu durum, özellikle yüz yüze terapiye erişim imkanı kısıtlı olan bireyler için büyük bir avantaj sağlamaktadır 2.Erişim ve Uygulama Zorlukları: Yapay zekanın ruh sağlığı alanındaki potansiyeli büyük olsa da, bazı zorluklar da bulunmaktadır. Özellikle, dijital araçların herkes için erişilebilir olmaması ve bu sistemlerin doğru şekilde çalışabilmesi için gereken eğitim ve altyapının eksikliği, kullanımda sınırlamalara yol açmaktadır. Ayrıca, AI sistemlerinin doğru ve adil çalışabilmesi için verilerin kalitesi ve güvenliği büyük önem taşımaktadır 3.Veri Güvenliği ve Etik Endişeler: Yapay zeka destekli sistemlerin kullanımı, veri güvenliği ve etik sorunları da gündeme getirmiştir. AI, kişisel ve hassas verilere dayalı olarak çalıştığı için, kullanıcıların gizliliği ve verilerin doğru şekilde korunması kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca, yapay zeka algoritmalarının önyargı içermemesi ve tüm bireylere eşit şekilde hizmet sunması gerektiği vurgulanmıştır Yapay zeka destekli ruh sağlığı sistemlerinin COVID-19 sonrası dönemdeki potansiyeli büyük olsa da, bazı zorluklar ve endişeler de bulunmaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin, dijital sağlık hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlaması, özellikle kriz dönemlerinde önemli bir avantaj sunmuştur. Ancak, dijital okuryazarlık, altyapı eksiklikleri ve erişim eşitsizlikleri gibi engeller, bu hizmetlerin herkes için aynı derecede erişilebilir olmasını engellemektedir. Etik Ve Pratik Sonuçlar Yapay zekanın ruh sağlığı alanında kullanımı, özellikle kişisel ve hassas verilerin işlenmesi açısından etik sorunları gündeme getirmektedir. Bu, kullanıcıların gizliliğini koruma, verilerin güvenliğini sağlama ve algoritmalardaki önyargıları ortadan kaldırma gerekliliğini ortaya koyar. AI sistemlerinin ruh sağlığı tanıları yaparken doğru, adil ve şeffaf olması önemlidir. Ayrıca, bu sistemlerin insanların psikolojik durumlarına müdahale ederken etik sınırları belirlemek, insan hakları ve bireysel özgürlükler konusunda dikkatli olunmasını gerektirir. [8] COVID-19 sonrası ruh sağlığı desteğinde yapay zeka teknolojilerinin kullanımı, önemli bir potansiyele sahip olsa da, başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için çeşitli etik ve pratik engellerin aşılması gerekmektedir. Yapay zekanın, dijital sağlık hizmetlerini erişilebilir kılması, özellikle kriz dönemlerinde büyük bir avantaj sunmakta, ancak dijital okuryazarlık ve altyapı eksiklikleri gibi sorunlar bu teknolojilerin herkese eşit şekilde ulaşmasını engelleyebilir. Referanslar: [1] AXA (Ağustos 1, 2020) “Covid-19 - Health Systems Response, Role of Data and AI and Mental Health Effects” [2] Frontiers (Aralık 28, 2021) “AI-Based Prediction and Prevention of Psychological and Behavioral Changes in Ex-COVID-19 Patients [3] IEEE Xplore (-) “AI-Based and Digital Mental Health Apps: Balancing Need and Risk” [4] Jama Network (Mayıs 3, 2024) “One Day, AI Could Mean Better Mental Health for All” [5] Psychology Today (Temmuz 27, 2021) “One Day, AI Could Mean Better Mental Health for All” [6] Frontiers (Aralık 28, 2021) “AI-Based Prediction and Prevention of Psychological and Behavioral Changes in Ex-COVID-19 Patients” [7] Psychiatric Times (Mart 12, 2024) “AI in Psychiatry: Changing the Landscape of Mental Health Care” [8] WHO (Şubat 6, 2023) “Artificial intelligence in mental health research: new WHO study on applications and challenges” Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Dijital Yerliler ve Eğitim | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Dijital Yerliler ve Eğitim 07.01.25 Yazar: Nisa Nur Taş İlk olarak Marc Prensky’nin ortaya attığı “dijital yerliler” kavramı, teknolojinin içine doğmuş ve teknolojiyle büyümüş bireyler için kullanılmaktadır. Teknolojinin gelişiminden nasibini almış olan eğitim alanında bu bireyler, geleneksel eğitim yöntemlerinden olumsuz etkilenmekte ve başarılarını düşürebilmektedir. Dijital yerliler, teknolojiyle iç içe büyüyen ve dijital araçları doğal bir şekilde kullanan genç bireylerdir. Bu grup, teknolojinin içerisinde doğup büyüdüğünden dijital teknolojilerin eğitim ve günlük yaşam üzerindeki etkileri açısından önemli konudur. Dijital yerlilerin, geleneksel eğitim yöntemlerinden dolayı eğitimde karşılaştıkları zorluklar ve bu zorlukların nasıl aşılabileceği, eğitimciler ve politika yapıcılar için kritik öneme sahiptir. Dijital yerliler, genellikle teknolojiyi çocukluktan itibaren aktif olarak kullanan bireyler olarak tanımlanır. Bu kavram ilk kez Marc Prensky tarafından ortaya atılmıştır ve teknolojiyle büyüyen yeni nesil ile teknolojiye sonradan adapte olan bireyler arasındaki farkları vurgular. Dijital yerliler, internet, akıllı telefonlar ve sosyal medya gibi araçları hayatlarının her anında kullandıkları için doğal bir parçası olarak görürler. Eğitimde, bu bireylerin teknoloji kullanım alışkanlıkları ve öğrenme stilleri, geleneksel eğitim yöntemleriyle uyuşmayabilir. Ve bu uyuşmazlık, bireylerin verimli bir şekilde öğrenmelerine engel olabilir. Marc Prensky'nin çalışmaları, (Prensky, 2001) dijital yerlilerin teknolojiye yönelik yaklaşımlarını ve eğitimdeki etkilerini anlamak için temel bir kaynak sağlar. Prensky, dijital yerlilerin teknolojiyle doğrudan etkileşimde bulunmalarının, eğitim yöntemlerini yeniden şekillendirmesi gerektiğini savunur. Palfrey ve Gasser (Palfrey & Gasser, 2008), dijital yerlilerin eğitimdeki rolünü ele alırken, teknolojinin eğitimdeki avantajlarına ve sınırlamalarına dair önemli bulgular sunar. Teknolojinin eğitim üzerindeki etkileri ile teknolojinin içine doğmuş olan kişilerin öğrenme süreçlerinin nasıl değiştiğini ve geleneksel eğitim yöntemlerinin bu değişikliklere uyum sağlamakta zorlandığını tartışır. Ofsted’in yayınladığı raporda (Ofsted, 2013), dijital teknolojilerinin öğretim yöntemlerini nasıl değiştirdiğini ve öğrenci başarısı üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Ayrıca, Haythornthwaite ve Andrews'un çalışmaları (Haythornthwaite & Andrews, 2011) dijital yerlilerin öğrenme stillerini ve teknoloji kullanımını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Prensky’nin makalesi dijital yerliler ve dijital göçmenler kavramlarını tanımlayan ve açıklayan kavramsal bir makale olduğundan Prensky çeşitli gözlemler ve anekdotlardan yola çıkmıştır. Palfrey ve Gasser’in makalesinde dijital yerlilerle ve teknoloji alanındaki uzmanlarla yapılan görüşmelere ve gözlemlere dayalı analizler bulunmaktadır. Ayrıca yazarlar, dijital yerlilerin yaşam biçimlerini ve teknoloji kullanımını anlamak için vaka incelemelerine başvurmuşlardır. Ofsted’in raporu öğretmenler, öğrenciler ve okul liderleriyle yapılan anketlerden elde edilen verilere dayanır. Dijital yerliler, teknoloji ile iç içe bir eğitim ortamında daha iyi performans gösterebilmektedirler. Ancak, geleneksel eğitim yöntemleri dijital yerlilerin öğrenme stillerine uyum sağlamadığında, öğrencilerin motivasyonları ve başarıları etkilenebilir. Dijital araçlar, öğrenme süreçlerini daha etkileşimli ve dinamik hale getirebilir, ancak öğretmenlerin bu araçları etkili bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Dijital yerlilerin eğitimde teknoloji kullanımı, öğretim yöntemlerini yeniden gözden geçirmeyi gerektirmektedir. Geleneksel yöntemler, dijital yerlilerin hızlı bilgi işleme yeteneklerine ve teknolojiye olan yüksek bağlılıklarına uyum sağlamamaktadır. Bu durum bireylerin başarısını olumsuz olarak etkilemektedir. Eğitimcilerin, dijital yerlilerin ihtiyaçlarına yönelik olarak teknoloji entegrasyonunu artırmaları, eğitimdeki zorlukların aşılmasına yardımcı olabilir. Teknolojinin sürekli geliştiği bu dönemde eğitimle teknolojinin sağlıklı olarak entegrasyonunun yapılması öğrencilerin daha verimli bir şekilde öğrenmesini sağlayabilir. Eğitimde teknoloji kullanımının artması, dijital eşitsizlik ve gizlilik gibi etik sorunları gündeme getirebilir. Eğitimcilerin, teknoloji kullanımında öğrencilerin mahremiyetini korumaları ve tüm öğrencilerin teknolojiye erişimini sağlamaları önemlidir. Ayrıca her öğrencinin teknolojiye erişimi olmadığından, alt yapı çalışmalarının yapılması da teknolojinin entegrasyonu için önemli olan adımlardan biridir. Dijital yerlilerin eğitimde teknolojiyle etkileşimleri, eğitim yöntemlerinin yenilenmesini ve teknoloji entegrasyonunu gerektirmektedir. Eğitimciler, dijital yerlilerin ihtiyaçlarına yönelik stratejiler geliştirerek eğitim sürecini daha etkili hale getirebilirler. Eğitimcilerin bunu yapabilmeleri için, kendilerinin de teknoloji ile etkileşimlerini ve bu konu hakkındaki bilgilerini artırması gerekmektedir. Gelecekteki araştırmalar, dijital yerlilerin eğitimde karşılaştıkları zorlukların daha derinlemesine incelenmesini ve etkili teknolojik çözümler geliştirilmesini hedeflemelidir. Ayrıca, öğretmenlerin teknoloji entegrasyonunda karşılaştıkları zorluklar ve bu zorlukların nasıl aşılabileceğine dair daha fazla çalışma yapılmalıdır. Referanslar Prensky, M. (2001). Digital Natives, Digital Immigrants. On the Horizon, 9(5), 1-6. Palfrey, J., & Gasser, U. (2008). Born Digital: Understanding the First Generation of Digital Natives. Basic Books. Haythornthwaite, C., & Andrews, R. (2011). The Sage Handbook of E-learning Research. Sage Publications. Ofsted. (2013). The impact of digital technology on learning. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • AARON: Yapay Zekanın Sanat Serüveni | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala AARON: Yapay Zekanın Sanat Serüveni 31.08.24 Yazar: Rüyal Turunç Yapay zeka sanatta ilk kez kim tarafından kullanıldı? Ne zaman kullanılmaya başladı? AARON'un tarihi nasıl ilerledi? Yapay zeka sanatta ilk kez ne zaman kullanıldı ve nasıl kullanılmaya başlandı? Yapay zekayı ilk defa sanat için kullanan kimdi? Bu makale yapay zeka teknolojisinin sanat üretiminde kullanımını inceler. Günümüzde teknolojinin en gözde buluşlarından biri olan yapay zeka, her alanda olduğu gibi sanatta da kullanılıyor. Yapay zeka, algoritmaları ve derin öğrenmeyi kullanarak sanatsal stillerini taklit edebiliyor ve hatta yenilerini yaratabiliyor. Yalnızca sanat üretmekle sınırlı kalmayan yapay zeka aynı zamanda seri organizesi ve sanat analizi gibi çeşitli alanlarda kullanılarak sanatı daha iyi kavramamıza yardımcı oluyor. Peki yapay zekanın tüm bu sanat serüveni ne zaman başladı? Yapay zekanın ilk kez sanatta kullanılma çalışmaları aslında sanıldığı kadar da yeni değildi. 1960'lı yılların sonlarında Harold Cohen'in geliştirdiği AARON adlı bilgisayar programı sayesinde yapay zekanın sanat için kullanılma çalışmaları başladı. (Onur Atamaner, 2024) İngiltere’de doğmuş bir ressam olan Harold Cohen, 1968 yılında San Diago’daki California Üniversitesinde misafir öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamasıyla bilgisayar programlamayla tanıştı ve burada bir yazılım tasarladı. 1971’de ise Edward Feigenbaum'ın davetiyle Stanford Üniversitesi Yapay Zeka Laboratuvarı’nda misafir araştırmacı olarak göreve başladı ve AARON ismini koyduğu bu yazılımı geliştirdi. (Kate Vass, 2024) Harold Cohen AARON’u ilk olarak C programlama diliyle yazmıştı ancak sonrasında bu programlama dilinin renklerle uğraşabilmek için fazla ifadesiz olduğu gerekçesiyle LISP programlama diline dönüştürdü. (Harold Cohen, 2015) İlk başlarda AARON yalnızca tek renkli resimler üretebiliyor ve Harold Cohen bu resimleri kendisi renklendiriyordu. 1980’lerde ise program insan figürleri gibi daha gerçekçi şekiller çizmeyi öğrenmişti. (Kate Vass, 2024) Harold Cohen’in söylediğine göre AARON’a çizim yapmayı öğretmesi yirmi yılını almıştı ve sırada renklendirmeyi öğretmesi gerekiyordu. Cohen’in 1989’da söylediği bu sözden tam altı yıl sonra, 1995’te, AARON ilk kez renklendirilmiş bir resim üretmeyi başardı. Farklı fırça ve renk paleti seçimlerini kullanan AARON robotik bir kol ile artık boyama işlemini yapabiliyordu. (Chris Garcia, 2016) Harold Cohen neredeyse tüm hayatını AARON’u geliştirmeye adadı. AARON ile üretilen sanat eserleri 1970’li yıllardan itibaren çeşitli müzelerde sergilendi. Bu makale, halihazırda yazılmış araştırmaların incelenmesi ve çeşitli dillerde yapılan literatür taramasıyla edinilen bilgiler doğrultusunda yazılmıştır. AARON programıyla sanat yeni bir dünyaya adım atmış oldu. Yapay zekayla tanışan sanat sayesinde sanatçıların imkanları oldukça arttı ve yeni ifade biçimleri üretmelerine imkan sundu. Sanatçılara ilham alan bu proje sayesinde sanatta yeni bir alan doğdu. Tüm bu konu önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Yaratıcı olan sanatı üreten yapay zeka mıydı yoksa yapay zekayı yöneten insan mı? Harold Cohen’e göre AARON’u oluşturmak onu kullanmaktan daha yaratıcıydı. Bu tartışma sanatçının kim olduğu sorusunu ortaya çıkardı. AARON’un doğuşuyla sanat yeni bir boyut kazanarak yapay zekayla tanıştı. Bu durum, yapay zekayla üretilen sanat eserlerinin kimin yaratıcılığının eseri olduğu konusunda kafada soru işaretleri bıraktı. AARON, yapay zekanın sanat serüveninin yalnızca başlangıcıydı. Teknoloji ilerledikçe sanatta kullanılan yapay zeka programları da gelişmeye devam etti. Günümüzde sanat için MidJourney, GetIMG, Dall-E 2 gibi birçok yapay zeka uygulaması kullanılmaya başlandı. Yapay zekanın sanata olan etkileri göz ardı edilemez ancak bu alanın sağlıklı bir şekilde gelişmeye devam edebilmesi için yapay zekanın yaratıcılığı konusunda daha fazla görüşe gereksinim vardır. Referanslar Atamaner O. (2024, Nisan 5). Yapay Zeka ve Sanat: Yeni Bir Yaratıcılık Dönemi. Tskb. https://www.tskb.com.tr/blog/genel/yapay-zeka-ve-sanat-yeni-bir-yaraticilik-donemi Vass K. (2024, Nisan 30). Harold Cohen: ‘Once Upon A Time There Was An Entity Named Aaron. Kate Vass Galerie. https://www.katevassgalerie.com/blog/harold-cohen-aaron-computer-art Arslan Y. (2023, Mayıs 26). Yapay Zeka ve Değişimin Sanat Dünyasına Etkisi. Digipeak. https://digipeak.org/tr/blog/yapay-zeka-ve-degisimin-sanata-etkisi#:~:text=Algoritmalar%C4%B1%20ve%20derin%20%C3%B6%C4%9Frenmeyi%20kullanan,benzersiz%20sanatsal%20formlar%C4%B1%20denemelerini%20sa%C4%9Fl%C4%B1yor . Yavuz S.K. (2024, Şubat 29). Harold Cohen’in Yapay Zekayla Üretilen İşleri Jeneratif Sanatı Tekrar Gündeme Taşıyor. The Art Newspaper Türkiye. https://www.artnewspaper.com.tr/2024/02/29/harold-cohenin-yapay-zekayla-uretilen-isleri-jeneratif-sanati-tekrar-gundeme-tasiyor Whitney Museum of American Art. (2024). Harold Cohen: Aaron. Whitney Museum of American Art. https://whitney.org/exhibitions/harold-cohen-aaron?section=1&subsection=1 Coletta C.D. Greenstein J. (t.y.) In Memoriam. University of California. https://senate.universityofcalifornia.edu/_files/inmemoriam/html/HaroldCohen.html Evli A. (2020, Aralık 4). Aaron: İnsan ve Bilgisayar İş Birliğindeki İlk Sanat Deneyimi. Teknoloji.org https://teknoloji.org/aaron-insan-ve-bilgisayar-isbirligindeki-ilk-sanat-deneyimi/ Garcia C. (2016, Ağustos 23). Harold Cohen and Aaron A 40 Year Collaboration https://computerhistory.org/blog/harold-cohen-and-aaron-a-40-year-collaboration/ Aix.web. (t.y.). Aix.web. https://aix.web.tr/en-iyi-10-yapay-zeka-sanat-uygulamasi/ Cohen H. (2015, Haziran 1). A Sorcerer’s Apprentice Talk at the Tate Modern. Aaronshome. https://web.archive.org/web/20150701110404/http://www.aaronshome.com/aaron/publications/tate-final.doc Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri 07.07.25 Yazar: İrem Erdönmez Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Bir milleti diğer milletlerden ayıran en önemli karakteristik özelliklerden ilk ikisi kültürü ve dildir. Dillerin oluşumunda, gelişiminde ve değişmesinde görev alan, bir millete ait özerkliklerin adına kültür diyorsak bu özelliklerin nesillerden nesillere aktarımı diller dediğimiz sistemli yapılar sayesinde olmaktadır. Bu sistemli yapıların oluşumunda yer alan kültür canlı bir varlıktır. Bir millete ait insanların, yıllar içinde sosyolojik, psikolojik veya politik gibi birçok etkenin değişimiyle yaşanılan döneme göre uyum sağlama kaygısıyla toplumdaki bireylerde değişimler gözlenebilmektedir. Bu değişimler, doğrudan bir milleti birçok açıdan etkilediğinde, yaşam şekilleri ve düşünme şekillerini değiştirebileceğinden dolayı kültürün üstünde olumlu veya olumsuz değişiklikleri beraberinde getirebilmektedir. Günümüzde bu değişikliğin önderliğini yapan en önemli etken ise teknolojinin ürünleri olan sosyal medya vb. gereçlerdir. Bu tip mecralar sayesinde insanların başka kültürlerden etkilenmeleri kaçınılmaz olmuştur. Kültürü etkileyen bu sosyal medya araçlarının dolaylı veya direkt olarak dillerin üzerinde de etkisi olduğu söylenebilmektedir. Bu değişimlerin olumlu veya olumsuz oluşu ise insanların sosyal medya araçlarında ulaştıkları bilgilerin niteliği ve bu bilgilerin kişilerce nasıl işlendiğine göre değişim gösterebilmektedir. Kültürü etkileyen birçok etkenlerden biri için teknolojinin ögeleri örnek olarak gösterilebilmektedir. Ancak bu etkenlerden kaynaklanan değişimler bir anda gerçekleşmesi ön görülemez. Kültürlerin değişimi daha çok yaşanılan çağa ve döneme göre uyum sağlama olarak düşünülebilse de teknolojinin gelişiminin uzantısının ön görülemez olması nedeniyle kültürlerin ve dolayısıyla dillerin de etkilenme oranları şu an için belirsizliğini korumaktadır. Ancak teknolojinin ileride sunabileceği imkanlar üzerine yapılan tahminler çerçevesinde kültürün ve dillerin sonraki dönemlerde daha farklı biçimde ve daha çeşitli yönlerle etkilenebileceği öngörülebilmiştir. (Dimitrios Karakoulas, 2023) makalesinde yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin insan toplumunu nasıl temelden değiştirdiğini vurgulayarak teknolojinin, kültürün temel unsuru olan dil üzerindeki önemli etkisini vurgularken (Dominguez-Trejo) yazısında, teknolojinin iletişimi nasıl daha hızlı ve daha verimli hale getirdiğini, emojiler ve kısaltmalar gibi yeni dil biçimlerinin geliştirilmesine yol açtığını tartışırken, aynı zamanda yazım denetleyicilere ve otomatik düzeltmeye güvenmenin dil becerileri üzerindeki olası olumsuz etkilerine de dikkat çekilmiştir. (Alsaleh, 2024) ait makalede teknolojinin küresel yayılmasının nasıl kültürel homojenleşmeye yol açabileceğini ve potansiyel olarak yerel gelenekleri ve uygulamaları tehdit edebileceğini incelemesinin yanında (Beaumont, 2021) makalesinde ise teknolojinin dili sağlıklı ve doğal bir şekilde geliştirdiğini öne sürüyor ve gözlemlenen değişikliklerin yazılı iletişimin ortaya çıkışıyla başlayan dil geleneğinin bir parçası olduğu savunulmuştur. (McLuhan, 1962) kitabında kitle iletişim araçlarının, özellikle de matbaanın Avrupa kültürü ve insan bilinci üzerindeki etkilerini analiz ediyor, "küresel köy" gibi kavramları tanıtıyor ve teknolojilerin insan algısını ve toplumsal yapıları nasıl yeniden şekillendirdiğini tartışıyor. Teknolojik imkanların sunduğu araçların kültürü ve dilleri nasıl etkilediğini, aralarındaki etkileşimlerin yönünü ve bu etkileşimden kaynaklanabilecek sonuçların tahminlerini değerlendirebilmek için bu makalede nitel analizlere, makalelerin incelenmesine ve gözlemlere başvurulmuştur. Bu etkileşimlerin, kültür ve dil üzerinde bıraktığı izlerin derinliğinden ve kalıcılığından söz edebilmek için raporlara ve konu üzerinde yapılmış uzmanların görüşlerinin sentezlerinden yararlanılmıştır. Sosyal medyayı kullanan aktif kullanıcılar üzerinde yapılan gözlemlere dayanarak, bu kullanıcıların sosyal medya öncesinde sahip oldukları çevrenin bu araçlar ile genişletilmesi sayesinde, ait oldukları kültürlerin birbirleriyle etkileşimi kaçınılmaz olmuştur. Bu etkileşimlerin sayesinde insanların kullandıkları günlük dillerinin içine yeni kelimeler eklenmiş veya benimsenmiş kültür öğelerinin dönemle örtüşmediği gerekçesiyle kullanımları ve yaygınlığı azalmıştır. Kullanılan yeni kelimelerin veya eskimiş kültürel öğelerin yaygınlığının azalmasının yol açacağı olumlu veya olumsuz nedenler üzerindeki tahminler bu değişimlerin milletler arasındaki ortak kültürel hazine oluşumlarının birer başlangıcı olduğunu, eskiyen kültürel öğelerin tamamen kaybolmadığını sadece döneme uyum sağladığını düşünürken bazı uzmanlar ise kültür üzerinde yapılacak herhangi bir değişimin dil üzerinde nesiller sonra öngörülemez sonuçlar doğurabilmesinden kaynaklanan endişelerini tasvir etmişlerdir. Kültürler her dönemde çağa uyum sağlamak için değişimler gösterseler bile bu kültür hazinelerinin doğru şekilde muhafaza edilmesiyle yozlaşmanın önüne geçinilebileceği savunulmuştur. Ancak hangi öğelerin korunması gerektiği ve konunun soyut bir tarafının olmasından dolayı yozlaşmanın önünü de açabilmesi ön görülmektedir. Teknolojinin sunduğu imkanların, kültüre ve dolayısıyla dillerin üzerindeki etkilerinin öngörülemez olmasıyla birlikte internet ortamında var olan sanal ortak bir kültürün de oluştuğu inkar edilemez bir gerçektir. Referanslar: Alsaleh, A. (2024, Aralık 30). The impact of technological advancement on culture and society. Scientific Reports . Beaumont, N. (2021, Şubat 11). The impact of technology on the words we use. harvard.co.uk . Dimitrios Karakoulas, K. T. (2023, Kasım 1). The Crucial Impact of Technology on Language and Culture. ResearchGate . Dominguez-Trejo, J. (tarih yok). Technology's Impact on Language. Greenfield High School . McLuhan, M. (1962). The Gutenberg Galaxy: The Making of Typographic Man. Kanada: University of Toronto Press. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Duygular, Dilbilim ve Yapay Zekanın Etkileşimi: Anlayışlı Bir Yolculuk | TechMakale

    Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Duygular, Dilbilim ve Yapay Zekanın Etkileşimi: Anlayışlı Bir Yolculuk 02.05.24 Yazar: Merve Baran Duyguların, dilbilimin ve yapay zekanın (AI) entegrasyonu, insan duygusal zekası ile makine öğrenimi arasındaki boşluğu kapatma yolunda hızla gelişen bir araştırma alanıdır. Bu makale, özellikle AI'nin dil analizi yoluyla insan duygularını nasıl yorumladığını ve buna nasıl tepki verdiğini kapsayan bu alanlar arasındaki karmaşık etkileşimi keşfetmektedir. Çalışma, mevcut araştırma durumunu, metodolojileri, bulguları ve sınırlamaları gözden geçirir ve duygusal olarak farkında olan AI sistemlerinin gelecekteki etkilerini tartışır. Bu keşif, AI teknolojisini insan duygusal durumlarına daha duyarlı ve hassas bir şekilde ilerletmek için hayati öneme sahiptir. Duygusal zeka, dilbilimsel karmaşıklık ve yapay zeka arasındaki yakınsama, teknoloji alanında benzersiz bir meydan okuma ve fırsat sunmaktadır. Bu deneme, AI sistemlerinin dil yoluyla insan duygularını nasıl yorumladığı ve taklit ettiği, bu alanda uygulanan metodolojiler, önemli bulgular ve bu tür ilerlemelerden kaynaklanan etik düşünceleri incelemektedir. Bu çalışma için araştırma metodolojisi, duyguların, dilbilimin ve yapay zekanın (AI) entegrasyonuna dair içgörüler elde etmek için sistematik bir literatür taraması kullanılarak nitel bir yaklaşımda temellendirilmiştir. Bu, akran değerlendirmesinden geçmiş akademik makaleler, teknik raporlar, endüstri analizleri ve ana metinlerin kapsamlı bir incelemesini içermiştir. AI sistemlerinin metin ve vokal girdiler aracılığıyla insan duygularını nasıl tanıdığı ve yorumladığına dair çalışmaları keşfetmek. Bu, algoritmik yaklaşımları, makine öğrenimi tekniklerini ve duygu tanıma konusunda yapılmış vaka çalışmalarını gözden geçirmeyi içermiştir. AI'da dilbilimin rolünü vurgulayan araştırmaları incelemek, özellikle AI sistemlerine insan dilinin nüanslarını ve karmaşıklıklarını anlamayı öğretmek. Bu, doğal dil işleme (NLP), semantik analiz ve empatik konuşma ajanlarının geliştirilmesi üzerine yapılan çalışmaları içermiştir. Duygu farkında olan AI sistemlerinin etik sonuçlarını incelemek, gizlilik endişeleri, veri güvenliği ve duygusal verilerin kötüye kullanılma potansiyeline odaklanmak. AI etiği, veri koruma ve insan hakları gibi disiplinlerarası alanlardan literatür, geniş toplumsal etkileri anlamak için gözden geçirilmiştir. Metodoloji, duygusal olarak zeki AI sistemlerinin mevcut durumu ve gelecek perspektiflerine kapsamlı bir bakış sunmak amacıyla tasarlanmıştır, teknolojik ilerlemeler ve etik düşünceler arasında dengeli bir perspektif sağlamaktadır. AI, insan duygularını tanımada önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Örneğin, Picard (2000), AI'nin dilbilimsel ipuçlarını ve vokal tonlamalarını analiz eden algoritmalar aracılığıyla konuşma ve metinden duyguları ayırt edebileceğini göstermiştir. Bu ilerlemeler, müşteri hizmetleri botları, terapötik yardımcılar ve etkileşimli öğrenme araçları gibi uygulamalar için hayati öneme sahiptir. Dilbilim, AI sistemlerini daha insan benzeri hale getirmede hayati bir rol oynamaktadır. Cambria ve diğerleri (2014), NLP tekniklerinin dildeki duygusal içeriği analiz ederek AI'nin empatik olarak yanıt vermesini sağladığını vurgulamıştır. Bu, çeşitli alanlardaki insan-AI etkileşimlerinin kalitesini artırma potansiyeline sahiptir. Duyguların AI'ye entegrasyonu önemli etik kaygılar doğurur. Robbins ve Wallace (2019), gizlilik, veri güvenliği ve duygusal verilerin kötüye kullanılma potansiyelinin ele alınmasının önemini tartışmıştır. Bu kaygılar, AI gelişiminde sağlam etik çerçeveler ve düzenlemelerin gerekliliğini vurgular. Duygu tanıma algoritmalarının doğruluğunu artırmak birincil bir hedeftir. Bu, AI'nin karmaşık duygusal durumları ve ince dilbilimsel ipuçlarını daha iyi yorumlamasını geliştirmeyi içerir. Daha geniş bir diller ve diyalektler yelpazesini anlayıp işleyebilecek sofistike NLP algoritmalarının geliştirilmesi esastır. Riek (2019) tarafından önerildiği gibi, etik sonuçları ele almak ve duygu farkında olan AI sistemlerinin sorumlu bir şekilde geliştirilmesini sağlamak için disiplinlerarası işbirlikleri hayati öneme sahiptir. Duyguların, dilbilimin ve AI'nin entegrasyonu, insan-bilgisayar etkileşimlerini devrim niteliğinde değiştirecek önemli bir potansiyele sahiptir. Adreslenmesi gereken zorluklar olmasına rağmen, bu alandaki ilerlemeler, çeşitli uygulamalar için umut verici fırsatlar sunmaktadır, bu da sürekli araştırma ve etik uyanıklık ihtiyacını vurgulamaktadır. Referanslar E. Cambria, B. Schuller, Y. Xia, and C. Havasi, "New Avenues in Opinion Mining and Sentiment Analysis," IEEE Intelligent Systems, vol. 28, no. 2, pp. 15-21, Mar.-Apr. 2013. E. Hovy and J. Lavid, "Towards a ‘Science’ of Corpus Annotation: A New Methodological Challenge for Corpus Linguistics," International Journal of Translation, vol. 22, no. 1, pp. 13-36, 2010. L. D. Riek, "Healthcare Robotics," Communications of the ACM, vol. 60, no. 11, pp. 68-78, Nov. 2017. R. Picard, "Affective Computing," MIT Press, 2000. R. W. Levenson, P. Ekman, and W. V. Friesen, "Voluntary Facial Action Generates Emotion-Specific Autonomic Nervous System Activity," Psychophysiology, vol. 27, no. 4, pp. 363-384, 1990. S. Robbins and M. Wallace, "The Last Asylum: A Memoir of Madness in Our Times," University of Chicago Press, 2019. Son Yayınlar 12.10.25 21. Yüzyılda Okuryazarlığın Dönüşümü: Kodlama Ve Robotik Eğitimlerinin Rolü Bu makale, 21. yüzyılda dijital okuryazarlığın önemli bir parçası hâline gelen kodlama ve robotik eğitimlerinin, bireylerin problem çözme, algoritmik düşünme ve yaratıcı üretim becerilerini nasıl geliştirdiğini incelemektedir. Erken yaşta bu becerilerin kazandırılmasının, sürdürülebilir kalkınma ve dijital okuryazarlık açısından kritik olduğu vurgulanmaktadır. Daha Fazla 13.08.25 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 07.07.25 Teknolojinin Kültüre Etkisi ve Dil Üzerine İzdüşümleri Kültür ile var olan dillerin ve aynı zamanda dillerle aktarılan kültürlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri düşünüldüğünde etkilendikleri paydaşlar ortaktır. Bu paydaşların arasında en çok göze çarpan etken ise teknolojinin kendisidir. Daha Fazla 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 27.05.25 Teknolojinin Sanat Restorasyonu Ve Korunumu Üzerindeki Etkisi Sanat eserlerinin korunumu, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından kritik olup, modern teknolojilerle daha hassas hale gelmiştir. Örneğin, Leonardo da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" ve Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanı gibi eserlerde röntgen, dijital tarama ve ultraviyole ışınlar kullanılarak detaylı analizler yapılmıştır. Ancak bu teknolojiler yüksek maliyetler ve etik sorunlar gibi zorluklar da getirmektedir. Gelecekte, teknolojinin entegrasyonu, etik standartların belirlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi alanlarda ilerlemeler sağlanmalıdır. Daha Fazla 20.05.25 Çocuklarda Kritik Dönemdeki Dil Edinimi Ve Teknolojinin Rolü: Kritik Dönem İle Teknolojinin Kesişimlerinde Öngörülen Durumlar Çocukluğun dil edinimi sağladığı kritik dönemde (Critical Period Hypothesis) teknolojik araç ve gereçlerin dil edinimi süreci üzerindeki rolünün etkisi gittikçe artmıştır. Daha Fazla

  • Bilgisayar dilleri ve doğal diller: Bilgisayar dilleri doğal dillerin fonksiyonlarını ne kadar yerine getirebilirler?

    Teknolojiden doğan bilgisayar dillerinin, global diller kadar yaygınlaşmasıyla birlikte insan yapımı bu dillerin kullanımının doğal dillerle aynı kategoride yer alma olasılığı vardır. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Bilgisayar dilleri ve doğal diller: Bilgisayar dilleri doğal dillerin fonksiyonlarını ne kadar yerine getirebilirler? 8 Ekim 2024 Yazar: İrem Erdönmez Teknolojiden doğan bilgisayar dillerinin, global diller kadar yaygınlaşmasıyla birlikte insan yapımı bu dillerin kullanımının doğal dillerle aynı kategoride yer alma olasılığı vardır. Dil; kültür, din ve coğrafya birliğini sağlamış bir milletin etrafındaki hareketleri, özünde sahip olduğu karakterize özellikler ve sesler yardımıyla dile getirmesidir. Bir milleti bir arada tutan en eski kolondur. Dil sadece ses bir yığındansa bir amacı olan, içine ait olduğu milletin kültürü bulunduran, kendine has matematiği olan komplike, taklidi olmayan bir çıktıdır. Dilin doğma amacı iletişimdir. Doğada duyulan seslerin taklidi ile ileride komplike bir sistemi olacak olan dillerin temel bir ihtiyaçtan dolayı meydana geldiği, bu kanının kabulüyle birlikte dillerin “doğal” birer organizma olarak alanın uzmanları tarafından kabul görmüşlerdir. İletişim ihtiyacı ile insanın etrafında gördüğü hareket ve oluşumları kendi duygusunu katarak aktarma çabası olan dillerin, bilgisayarda insanlar tarafından bilinçli oluşturulan suni dillerin, kullanım yaygınlığının teknoloji nedeniyle artmasıyla, potansiyel bir dil olma olasılığı da doğmuştur. Konuşma dillerinin de zamanın ihtiyaçları nedeniyle oluşması gibi, teknoloji çağının ve bu çağın ihtiyaçları için yapılandırılmaya başlayan bilgisayar dillerinin, kullanım yerleri ve yayılımının da bu ihtiyaçların doğrultusunda genişleyeceği kaçınılmazdır. (Arbesman, 2021)’ın İngilizce’yi bazen makine kodu gibi (adım adım talimatlar veya kullanıcı arayüzü metin dizeleri gibi) kullanılabileceğine dair açıklamalarına ek olarak (Xiao Liu, 2018)’nun “Doğal Dilden Programlama Dili” adını verdikleri araştırmalarında da doğal dil ve programlama dilleri arasındaki benzerlik ve farklıları önemli açıklamalarda bulunulmuştur. Bu sonuçlara ek olarak (Chantel S. Prat, 2020)’ın deneyinde, modern programlama dillerini öğrenmenin yetişkinlikte ikinci "doğal" dil öğrenimine benzediği hipotezinin doğru orantılı olduğu kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar ölçeğinde, doğal dillerinde programlama dilleri üzerinde etki sahibi olduğu vurgulanmıştır. Program dillerinin kullanılma amacı doğrultusunda doğal diller gibi iletişim ve birçok fonksiyona sahiptir. Doğal dillerin ana amacı olan iletişimi kurma ihtiyacı aynı şekilde bilgisayar dilleri ile de sağlanabilmektedir. Bilgisayar dillerinden en yaygın olan Python ’un print(“I’m going to the school”) yazılıp çıktısı alınmasıyla, aynı iletinin, taşıyıcının kanallar yardımıyla (I’m going to the school) sözlü bir çıktı vermesi iletişim açısından ikisinin de iletiyi başarılı şekilde iletebildiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda doğal dillerin sahip olduğu sistematik gruplardan olan gramatik(söz dizimi), programlama dillerinde de örneğine rastlanılabilir bir özelliktir. Örneğin, Rusça’da -Ben mutluyum- ifadesini ifade edebilmek için (Я счастлив./ Я счастлива.) ifadeleri kullanılır. Ancak “счастлив” fiilinin cümleyi kuran kişinin kadın veya erkek olmasına bağlı olarak счастлива ya da счастлив olması dilin söz dizimiyle ilgilidir ve programlama dillerinde ise bunu örneklendirebiliriz. Programlama dillerinde ise söz dizimine benzer kod ve bu kodların yazımına dair kalıplaşmış kesin ve değiştirilemez kuralları vardır. Bilgisayar dilleriyle yazılı iletişim mümkün olsa da sözlü iletişimde bilgisayar dilleri henüz yer almamıştır. Bu yönleriyle bilgisayar dillerinin rakamlara benzer semboller kullanılan işaret dillerine olan benzerliğinin daha yakın olduğu söylenebilmektedir. Suni bilgisayar dillerinin, doğal dillerin sahip olduğu fonksiyonları ne kapsamda gösterip göstermediğini irdelemek için bu makalede literatür taraması kullanılarak nitel analizlere başvurulmuştur. Teknolojinin dili, bilgisayar dillerinin bir dil olarak fonksiyon gösterme becerisini iki ayrı alanda yapılan geçmiş görüş ve makalelerin incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bilgisayar dillerinin kuruluş ve kullanış amaçlarıyla doğal dillerle yakın bir ilişki göstermesiyle birlikte rakamsal bir dilin günümüzde doğal diller gibi iletişimi sağlaması ön görülmesi uzakta olsa imkansız değildir. “Fortran” programlama dilini tasarlayan dil bilimci John Backus ve “Bash” programlama dilini üreten dil bilimci Peter J. Bentley gibi dil bilimcilerin bu alanla ilgili çalışmalarının artacağı öngörülmüştür. Gelecekte teknolojinin girdiği tüm alanlarda kendisini gösterecek olan programlama dillerinin yayılmasıyla birlikte, doğal dillerin fonksiyonlarının programlama dilleriyle daha çok ilişkilendirilip, rakamsal dillerin de bir dil olarak kategorileşmesi mümkündür. Bilgisayar dillerinin doğal dillerle benzer amaçla oluşmasına rağmen kullanım alanlarının gündelik hayata entegre edilmesi olasılığı uzaktır. Bu nedenle bilgisayar dillerinin yapı ve oluşturma bakımından doğal dillerle aynı kategoride olabilmelerine karşı kullanımları sözsüz iletişimle sınırlanmıştır. Bu bağlamda, teknolojinin dili olan programlama dillerinin, doğal oluşmuş dillere nazaran kullanım alanı sadece sözsüz iletişimle sınırlı olmasıyla birlikte amaç ve iletişimi sağlama açısından birbirlerine benzerler ki bu ikisinde bir dil yapar. İşaret dillerine, oluşturulma ve kullanılan semboller açısından daha yakın olması ve bu benzerlikten dolayı gelecekte işaret dilleriyle aynı aileden sayılma olasılığı vardır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ileride insanların bilgisayar ortamları dışında da bu rakamsal ifadeleri konuşma ihtiyaçları için kullanılabilirliği sorusu dil bilimciler içinde çığır açacak bir cevap olacaktır. Referanslar Arbesman, S. (2021, Ekim 25). Cabinet of Wonders . Cabinet of Wonders. Chantel S. Prat, T. M.-H. (2020, Mart 02). Relating Natural Language Aptitude to Individual Differences in Learning Programming Languages. Scientific Reports . Xiao Liu, D. W. (2018). From Natural Language to Programming Language. USA, Pennsylvania, Pennsylvania State University. Teknoloji ve Dil Son Yazılar 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla 1/1/2035 Makine Çevirisinin İnsan Tercümanların Yerini Alabilmesi İhtimali Üzerindeki Değerlendirmeler Gittikçe kalitesini geliştiren online çevirilerin insan tercümanların yerini alabilme olasılığı hakkındaki görüşlerin, tahminlerin ve ihtimallerin aynı zamanda bu ihtimallere sebep olan nedenlerin değerlendirilmesi üzerine sunulan rapordur. Daha Fazla

  • Teknoloji ve Finans/Ekonomi | TechMakale

    Teknoloji ve Finans/Ekonomi kategorisi, teknolojinin finans ve ekonomi dünyasındaki etkilerini incelemeyi amaçlar. Bu kategori altında, fintech yenilikleri, blockchain teknolojisi, dijital para birimleri ve ekonomideki dijital dönüşüm hakkında bilgi edinebilirsiniz. Teknoloji ve Ekonomi/Finans Teknoloji ve Finans/Ekonomi kategorisi, teknolojinin finans ve ekonomi dünyasındaki etkilerini incelemeyi amaçlar. Bu kategori altında, fintech yenilikleri, blockchain teknolojisi, dijital para birimleri ve ekonomideki dijital dönüşüm hakkında bilgi edinebilirsiniz. 01.04.25 Güney Kore’nin Teknoloji Odaklı Ekonomik Kalkınma Süreci Güney Kore, 1960'lı yıllardan itibaren teknoloji odaklı ekonomik kalkınma politikaları uygulayarak, yabancı teknolojiyi benimseyip kendi üretimine entegre ederek büyük bir ekonomik büyüme sağlamıştır. Bu süreçte büyük holdinglerin AR-GE yatırımları ve teknoloji alanındaki yenilikçi adımlar, ülkenin küresel pazarda rekabetçi bir güç haline gelmesine yardımcı olmuştur. Daha Fazla 04.02.25 Şeffaf Finans Dünyası:Regtech RegTech, finans sektöründe düzenleyici uyumluluk, veri analizi ve kimlik doğrulama gibi alanlarda düşük maliyetli ve etkili çözümler sunarak şeffaflık ve istikrar sağlamaktadır. Aynı zamanda zamandan tasarruf ve itibar kaybını önleme gibi avantajlarla bankacılık sektörünün vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Daha Fazla 05.12.24 Merkez Bankalarının Dijital Para Birimine Geçişi Bu makalede, Merkez Bankası Dijital Para Sistemleri (CBDC) ve avantajları ile dezavantajları ele alınmaktadır. Özellikle dijital para sistemlerinin ekonomik etkileri, finansal sistemdeki dönüşüm ve potansiyel riskler üzerine bir analiz yapılmaktadır. Daha Fazla 30.10.24 Yeşil Teknolojiler Ve Ekonomik Çözüm Yeşil ekonomi, çevre üzerindeki olumsuz etkileri azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir ekonomik yaklaşımdır. Yeşil teknoloji ise çevre dostu üretim süreçleri ile enerji tasarrufu ve doğal kaynakların verimli kullanımını sağlayarak bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynar. Daha Fazla 25.08.24 Fiziksel Paranın Sanal Paraya Dönüşümü Fiziksel paradan sanal paraya geçiş süreci, teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmış ve kripto paralar, hem ödeme hem de yatırım aracı olarak giderek daha fazla hayatımıza dahil olmaktadır. Gelecekte, sanal paraların daha da yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Daha Fazla 07.07.24 E-Ticaretin Ülke Ekonomilerindeki Yeri E-ticaretin ekonomik büyüme, istihdam ve verimliliğe katkılarını incelerken; lojistik zorluklar ve sürdürülebilirlik sorunlarına da değinmektedir. Ayrıca, e-ticaretin geleneksel perakende sektöründe rekabet baskısı yarattığı vurgulanmaktadır. Daha Fazla 23.06.24 Geçmişten Geleceğe ChatGPT Yatırımları OpenAI'nın en büyük yatırım kaynağı olan ChatGPT'nin doğuşu için yapılan yatırımlar ve bu yatırımlar neticesinde beklenen sonuçlar: Daha Fazla 20.05.24 Teknolojinin Ülke Ekonomisindeki Yeri Yeni dünya ülkelerinin ekonomilerini büyütmek için yaptığı yatırımlar ve bu yatırımlar arasında teknolojinin yeri - ABD ve Çin arasındaki AI savaşı Daha Fazla

  • Yapay Zekanın İnsan Zekasına Psikoterapotik Yaklaşımı

    Yapay zeka, psikoloji alanında bilişsel modelleme, duygu algılama ve davranış modellemesi gibi konularda yeni fırsatlar sunarken, etik ve pratik sonuçlar göz önünde bulundurularak dikkatli bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu teknolojinin, insan zihni ve davranışlarını anlamada devrim niteliğinde ilerlemelere yol açacağı öngörülmektedir. Önceki Sonraki Facebook X (Twitter) WhatsApp LinkedIn Pinterest Bağlantıyı Kopyala Yapay Zekanın İnsan Zekasına Psikoterapotik Yaklaşımı 27.08.24 Yazar: Neris Öncü Yapay zeka, psikoloji alanında bilişsel modelleme, duygu algılama ve davranış modellemesi gibi konularda yeni fırsatlar sunarken, etik ve pratik sonuçlar göz önünde bulundurularak dikkatli bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu teknolojinin, insan zihni ve davranışlarını anlamada devrim niteliğinde ilerlemelere yol açacağı öngörülmektedir. Yapay zeka, insan zekasına ve psikolojisine benzer şekilde öğrenme, problem çözme, algılama, karar verme, konuşma, öneri sunma özelliklerine sahiptir. Psikoloji, insan davranışlarını, duygularını, düşüncelerini ve zihinsel süreçlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Yapay zeka ve psikoloji arasında çok yakın bir bağ vardır. Çalışmada belirlenen amaç yapay zekanın psikoloji üzerindeki etkilerini belirlemektir.[1] Yapay zekanın sağlık sektöründeki alanı oldukça geniştir. Özellikle yardıma uzak bölgelerde yaşayan insanlar için yapay zekanın açtığı kapılar göz ardı edilemeyecek derecede önemlidir. Psikoloji yapay zekaya insan zihninin nasıl çalıştığına dair ipuçları verirken, yapay zeka da psikolojiye insan zihninin modellenmesi ve anlaşılması konusunda yardımcı olmaktadır. Yapay zeka teknolojileri, bilişsel ve duygusal süreçleri analiz etmek ve psikopatolojiyi değerlendirmek için kullanılabilir. Doğal dil işleme algoritmaları ve makine öğrenme yöntemleri, hastaların terapistle yaptığı konuşmaları analiz edebilir ve potansiyel belirtileri ve teşhisleri tespit edebilir. Yapay zeka, terapi oturumlarında destekleyici bir rol oynayabilir. Sanal terapistler, hastalarla etkileşime geçebilir, önerilerde bulunabilir ve duygusal destek sağlayabilir. Yapay zeka tabanlı terapi araçları, hastaların terapötik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir ve evde veya klinik dışında da terapiye erişimi kolaylaştırabilir. [2] Japonya’daki gelişmiş endüstriyel bilim ve teknoloji ulusal enstitüsü tarafından geliştirilen yapay zeka odaklı Paro, özellikle demans ve alzheimer hastaları için olumlu etkiler göstermiştir. Hastalarla etkileşime girerek onlara duygusal destek sağlayarak yaşlıların sosyal yalnızlık ve depresyon belirtilerini azaltmaya yardımcı olmaktadır. Fransa merkezli Aldebaran Robotics tarafından geliştirilen NAO, özellikle otizmli çocuklarla yapılan deneysel çalışmalarda kullanılmaktadır. İngiltere’deki Sussex Üniversitesi ve Amerika’daki Vanderbild Üniversitesi, NAO’nun otizmli çocuklarla etkileşime girerek onların sosyal becerilerini nasıl geliştirebileceğini araştırmaktadır. Massachusetts Institute of Technology (MIT) Media Lab tarafından geliştirilen Tega, çocukların eğitimine ve sosyal becerilerinin geliştirilmesine nasıl katkıda bulunduğunu incelemek için deneysel çalışmalar yapmaktadır. Bu yapay zeka odaklı robot, çocuklarla oyun oynayıp hikaye anlatarak çocukların dil becerilerini ve sosyal yeteneklerini geliştirmelerinde yardımcı olmaktadır. [3] Groningen Üniversitesi yapay zeka bölümünde doktorasını yapan Burcu Arslan’ın bir röportajında, yapay zeka ve psikoloji arasındaki bağlantıyı anlatmaktadır. Arslan, doktora tezinde çocukların ikinci derece zihin teorisi gelişiminin bilgisayarla modellenmesi üzerine çalıştığını söylemektedir. Clarigent Health adlı şirket, yapay zeka tabanlı akıl sağlığı teknolojileri klinisyenlere, ergenlerde, yetişkinlerde ve yaşlı bireylerde majör depresyon, anksiyete bozuklukları, bilişsel ve hafıza sorunlarının teşhis ve tedavisi için multidisipliner bir uzman kadrosu ile çalışmaktadır. ABD şirketi olan Clarigent Health yapay zeka ve makine öğrenimi algoritmaları üzerinde çalışmaktadır. Aynı şekilde Alman startup şirketi olan Moodpath, ruh hali takip sistemi üzerine çalışmaktır. Depresyon, bipolar bozukluk için duygu durum takibi, kişisel refah değerlendirmesi sunmak, sağlık uzmanı tarafından kullanılabilcek kişiye özgün bir elektronik belge, eğitici videolar ve psikolojik egzersizler sunmayı hedeflemektedir. 1960'lardan itibaren, ELIZA adı verilen bir bilgisayar programı, psikoterapistin konuşma yeteneklerini taklit etmek amacıyla geliştirilmiştir. Bu program, hastaların çoğunlukla yorumlama gibi bilişsel işleri yapmasına izin vererek insan konuşmasını taklit etmeyi hedeflemekteydi. Başlangıçta doğal dil işleme deneyleri için tasarlanan bu program, sonuç olarak yapay zeka üzerine hızlı bir tartışma başlatmıştır. [2] [4] Çalışmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Gerekli site, dergi ve kitaplar gözden geçirilmiş ve incelenmiştir. Bilişsel Psikoloji: Yapay zeka bilişsel psikolojiye önemli katkılar sunabilir. Örneğin yapay zeka tabanlı modeller dikkat, hafıza, öğrenme ve karar verme gibi bilişsel işlemleri simüle edebilir. Duygusal Psikoloji:Yapay zeka duyguları ve duygusal işlemeyi incelemek için kullanılmaktadır. Klinik Psikoloji: Yapay zeka, ruh sağlığı alanında da yeni uygulamalar bulmaktadır. Yapay zeka tabanlı sistemler, teşhis ve tedavi süreçlerine yardımcı olmak, psikoterapiye ek destek sağlamak ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi artırmak için kullanılabilir. Örneğin, yapay zeka tabanlı sohbet robotları, kaygı ve depresyon gibi yaygın ruh sağlığı sorunları yaşayan kişilere ilk müdahale ve destek sağlayabilir. Nörobilim: Yapay zeka beyin fonksiyonlarını ve yapısını anlamak için de kullanılmaktadır. Yapay zeka algoritmaları, beyin görüntülerini analiz ederek sinirsel ağları modellemek ve beyin bölgelerinin farklı işlevlerdeki rollerini belirlemek için kullanılabilir. Sonuç olarak, yapay zekanın psikolojiyle etkileşimi, insan zihni ve davranışlarını anlamamızda devrim niteliğinde ilerlemelere neden olmaktadır. Psikoloji biliminin ilerlemesine katkıda bulunmanın yanı sıra, bu bulgular aynı zamanda psikolojide yeni bakış açıları ve araştırma alanlarını sunarak temel ilkelerini pekiştirir. Teknolojinin sağlık ve psikoloji tedavilerindeki olumlu etkileri göz ardı edilemez. Ancak, etik ve pratik sonuçlar da dikkate alınarak, hasta yararını gözeterek, şeffaf, adil bir şekilde kullanılması ve maliyetin gözden geçirilmesi önemlidir. Yapay zekâ, temelde bilgiyi işleyebilme üzerine kurulmuş bir teknoloji olduğundan tüm gelişmeler doğal olarak onun ekseninde şekillenmektedir. Buna en basit örnek olarak sağlık sektörünü verebilmekteyiz. Yapay zekayı bir makinenin insanları taklit etme süreci olarak tanımlarsak yapay zekâ ve psikolojinin daha uzun yıllar birlikte çalışacağı öngörülmektedir. Şu an Dünya’da büyük bir endüstri haline gelen yapay zekaya sağlık alanında bütün Dünya ülkeleri çeşitli sektörlerde yatırım yapmaktadır. Referanslar [1]Linkedin (2023, Ekim 31) “Yapay Zeka İle Psikoloji İlişkisi Üzerine” [2]Çukurova Tıp Öğrenci Dergisi (2023, Mart 1) “Yapay Zekanın İnsan Zekasına Psikoterapötik Yaklaşımı” [3]Medium (2023, Mayıs 7) “Psikoloji ve Yapay Zeka: Kesişimdeki Potansiyel, Sorunlar ve Örnekler” [4]Yeşil Science (-) “Yapay Zeka Ve Psikoloji” [5]Altı Üstü Psikoloji (2023, Temmuz 14) “Yapay Zeka Ve Psikoloji” Teknoloji ve Sağlık Son Yazılar 10.06.25 Yapay Zeka İle Tele Sağlık Ve Uzaktan İzleme Yapay zeka destekli telesağlık ve uzaktan izleme sistemleri, sağlık hizmetlerini daha erişilebilir, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirirken; kronik hastalık yönetimi, erken teşhis ve hasta memnuniyeti gibi alanlarda büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak, veri gizliliği, etik sorumluluklar ve altyapı eksiklikleri bu sistemlerin yaygınlaşmasında önemli engeller oluşturmaktadır. Daha Fazla 28.01.25 Yapay Zeka İle Covid-19 Sonrası Ruh Sağlığı Destek Si̇stemleri COVID-19 sonrası dönemde, yapay zeka destekli ruh sağlığı sistemleri bireylere kişiselleştirilmiş ve erişilebilir destek sağlama potansiyeline sahiptir. Ancak, veri güvenliği, etik sorunlar ve dijital okuryazarlık gibi zorluklar, bu sistemlerin yaygın kullanımını engelleyebilir. Daha Fazla 18.11.24 Yapay Zeka ve Hastalık Teşhisi Yapay zeka, hastalık tespitinde önemli bir devrim yaratmaktadır. Bu teknoloji, hastalıkların erken teşhisini sağlamakta, tanı süreçlerini hızlandırmakta ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaktadır. Daha Fazla 13.10.24 Yapay Zeka İle Pandemi Yönetimi Yapay zeka, pandemi yönetiminde salgınların yayılmasını öngörme, sağlık sistemlerini optimize etme ve aşı geliştirme süreçlerini hızlandırma konularında önemli katkılar sağlar. Bu teknoloji, sağlık krizlerine karşı daha hızlı ve etkili çözümler sunarak hem mevcut hem de gelecekteki salgınları yönetmede kritik bir rol oynar. Daha Fazla 27.08.24 Yapay Zekanın İnsan Zekasına Psikoterapotik Yaklaşımı Yapay zeka, psikoloji alanında bilişsel modelleme, duygu algılama ve davranış modellemesi gibi konularda yeni fırsatlar sunarken, etik ve pratik sonuçlar göz önünde bulundurularak dikkatli bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu teknolojinin, insan zihni ve davranışlarını anlamada devrim niteliğinde ilerlemelere yol açacağı öngörülmektedir. Daha Fazla 13.07.24 Teknoloji ve Yapay Zekanın Diyabet Üzerindeki Olumlu Etkisi Yapay zeka destekli sistemler ve mobil uygulamalar, diyabet hastalarının glikoz seviyelerini izlemeyi ve yönetmeyi kolaylaştırarak kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunmaktadır. Bu teknolojik ilerlemeler, hastaların yaşam kalitesini artırmayı ve diyabet yönetimini daha etkin hale getirmeyi amaçlamaktadır. Daha Fazla 27.06.24 Teknoloji Ve Yapay Zeka Sağlık Hizmetlerini Nasil Etkiliyor? Yapay zekanın sağlık hizmetlerini nasıl dönüştürdüğü ve teşhis, tedavi, ilaç geliştirme gibi alanlardaki etkileri incelenmiştir. Ayrıca, etik ve güvenlik sorunlarına dikkat çekilmiştir. Daha Fazla 17.05.24 Teknoloji ve Sağlık'a Giriş Son yıllarda hızla gelişen teknolojiler, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini artırarak hastalıkların teşhis ve tedavisinde devrim yaratmıştır. Daha Fazla

Öne Çıkanlar

bottom of page